İşte tarihi zenginlikleri,doğal güzellikleri ve güçlü ekonomileriyle öne çıkan en yaşanılası ülkeler

Tarihi zenginlikleri, doğal güzellikleri, kültürel çeşitlilikleri ve güçlü ekonomileriyle öne çıkan, dünyanın en yaşanılası 10 ülkesi…

var zid=133259;
International Living dergisi tarafından her yıl yayımlanan Yaşam Kalitesi Endeksi’nin 30’uncusu geçtiğimiz günlerde açıklandı. Ülkelerin ağırlıklı olarak ekonomi, kültür, tarihi ve doğal güzellikler, özgürlük, çevre, altyapı, güvenlik ve risk gibi kriterlere göre sıralandığı listenin bu yılki birincisi Avrupa’dan çıktı.

İşte International Living’in Yaşam Kalitesi Endeksine göre dünyanın en yaşanılası 10 ülkesi…

Nijerya’nın Plateau eyaletinde 500 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Nijerya’nın Plateau eyaletinde önceki gece patlak veren etnik çatışmalarda en az 500 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

var zid=133259;
Eyalet başkenti Jos yakınlarındaki köylerde çıkan çatışmalarda ölü sayısının en az 500 olduğu, resmi kaynaklar tarafından AFP muhabirine bildirildi.

Olaylarla ilgili olarak 95 kişinin yakalandığını belirten bir hükümet yetkilisi, Berom kabilesine ait üç köyün, göçer Fulani kabilesi mensuplarının saldırısına uğradığını anlattı.

Geçici devlet başkanı Goodluck Jonathan, bölgede emniyet kuvvetlerini teyakkuza geçirdi.

Jos bölgesi dini veya etnik çatışmalara sık sık sahne oluyor. Ocak ayında Hristiyanlarla Müslümanlar arasında çıkan olaylarda da 300’den fazla kişi ölmüştü.

Çin’in Hubei bölgesinde 70 yaşındaki bir kadın, evini yıkmaya gelen ekip tarafından dövüldü ve …

Çin’in Hubei bölgesinde 70 yaşındaki bir kadın, evini yıkmaya gelen ekip tarafından dövüldü ve diri diri gömüldü.

var zid=133259;
Wang Cuyun evini yıkmaya gelen ekiplere direniyordu. Bir işçinin tahta bir sopayla yaşlı kadını dövdüğü ve bir evin etrafına kazılmış olan çukura attığı iddia edildi.

Daha sonra evin yıkılması için kullanılan buldozerle Wang’ın üzerine toprak atıldığı yaşlı kadının diri diri gömüldüğü öne sürüldü. Olay yerine koşan akrabaları toprakları kazarak yaşlı kadını çıkardıklarında artık çok geçti.

Geçen çarşamba meydana gelen olay Çin’in yabancı olduğu bir olay değil. Çin’de konut fiyatlarının tavan yapmasıyla emlak ve arazi mafyası, yerel yönetim yetkilileriyle bir olup, ev sahiplerini zorla evden çıkarıp evlere el koyuyor. Wang Cuyun’un evini yıkmaya gelen kişilerin yanında iki polisin olduğu da belirtildi.
 
Geçen yıl Tang Fuzhen adlı kadın üç katlı evinin çatısına tırmanmış ve tahliyeye zorlanmasını protesto için kendini yakmıştı. Yerel yönetimin internet sitesinde olay ‘yıkım sırasında kaza’ olarak belirtildi ve soruşturma başlatıldığı kaydedildi.
 

Ahmet Ercan, Şili depreminin tetiklemese bile Elazığ depremini etkilediğini söyledi.

Türkiye Jeofizik Kurumu Onursal Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ercan, 41 kişinin hayatını kaybettiği, 100’den fazla kişinin de yaralandığı Elazığ depreminin aslında beklenen bir sarsıntı olduğunu belirterek, ’Şili depremi depremi Elazığ depremini etkiledi’ dedi.

var zid=133259;
Depremin artçılarının 5.0 şiddetine kadar varabileceğini ifade eden Prof.Dr. Ercan, Ege bölgesinde bir çok nokta başta olmak üzere Amasya, Tokat, Niksar üçgeni ile Çankırı’nın kuzeylerinin depreme gebe olduğunu belirtti.

Prof.Dr. Ahmet Ercan, "Burada bir deprem olacağını geçtiğimiz ayın 19′unda siteme yazmıştım. Burası deprem konusunda Türkiye’nin en üretken yeridir. Türkiye’de hiçbir yerde deprem olmazsa bile, burada deprem olur. Dolayısıyla bu bölge, oldukça kırıklı" diye konuştu.
Bu depremin ana kırık üzerinde değil, yan kırıklar üzerinde oluştuğuna dikkat çeken Prof.D. Ercan, yan kırıkların uzunluğunun yaklaşık 15-20 kilometre olduğunu belirtti.
 
Ercan, "Bu uzunluktaki kırıkların oluşturduğu deprem de yaklaşık 6.0,. 6.4 büyüklüğünde. Bu deprem eğer ana kırık uzunluğunda olsaydı, 7.3′e kadar ulaşırdı. Çok büyük bir felaket olurdu.

Bunun artçı depremleri, bir deprem fırtınası olarak sürmektedir. Bunlar 5.0 şiddetine kadar varabilir. Elazığ’ın görmüş olduğu en büyük deprem, 1866 yılında 6.4′tür. Bu deprem her ne kadar Elazığ sınırında gözükse de, Bingöl’e daha yakındır. Bingöl’de bu depremle ilgili daha önce önlem alınmıştır ancak dağ köylerinde önlem alınmamıştır. Bu insanlara hiç hizmet gitmedi, ana sorun da bu" diye konuştu.
Prof.Dr. Ahmet Ercan, 8.8 şiddetindeki Şili depreminin, Elazığ depreminde etkileyici olduğunu söyledi. Şili’deki depremle Türkiye’deki kırıkların bir ilintisi olmadığının altını çizen Prof.Dr. Ercan, "8.8′lik depremden çıkan enerji, bin 800 atom bombasına eşittir. Bu enerji, dünyayı zangır zangır sallar. Direkt Şili depremi tetiklemiştir diyemeyiz ama etkisi olmuştur" açıklamasında bulundu.
İSTANBUL’A ETKİSİ OLACAK MI?
Prof.Dr. Ercan, "Bu depremin İstanbul’da etkisi olacak mıdır?" sorusuna, "Depremin bulunduğu noktadan 50 kilometrelik alanda yaşayanlar dikkatli olmalı. Artçılar sürecektir.
 
Şili depremi nedeniyle Mart ayı sonuna kadar dünyada bu tür sallantılar olacaktır. Herkes dikkatli olmalı. Bu deprem, İstanbul’da bir deprem oluşturmaz. İstanbul’da 2015 yılına kadar deprem olmayacağını düşünüyoruz.

40 bilimadamı çalışıyor. Yüzde 60 ihtimalle depremin ne zaman olacağını bu çalışmalar sonucunda söyleyeceğiz. Ben, ‘bir deprem geliyor diye uyarmıştım’ ve daha 20 gün geçmeden bu deprem oldu. Deprem, Kuzey Anadolu kırığı ile Doğu Anadolu kırığının kesiştiği yere çok yakın bir noktada oldu.
Ege bölgesi deprem çekincesi altındadır. Osmaniye, Hatay, Kahramanmaraş, özellikle Rodos, Marmaris, Fethiye üçgeni, Midilli, Datça Çeşme üçgeni, Amasya, Tokat, Niksar üçgeni, Çankırı’nın kuzeyleri depreme gebedir diyebiliriz" yanıtını verdi.
 

ABD, İran politikasına uymayan şirketleri desteklemiş…

New York Times’ın mercek altına aldığı kayıtlar, Washington’ın İran’a karşı yapılan yaptırım çabalarına rağmen, federal hükümetin ABD şirketlerine İran’da iş yaptıkları dönemde sözleşme ödelemeri, hibeler ve diğer imtiyazlar çerçevesinde 107 milyarı doları aşan destek sağladığını ortaya koydu.

var zid=133259;
Bu destek kapsamında, ABD’nin yaptırım uygulamalarına karşı gelerek İran’ın yüksek miktardaki petrol ve doğalgaz rezervlerini geliştirmesine yardım eden şirketlere yapılan 15 milyar doları bulan ödemeler de yer alıyor.

New York Times’ın federal kayıtlar üzerinde yaptığı analize göre, şirket raporları ve diğer belgelerden elde edilen bilgiler Obama ve Bush yönetimlerinin İran’la iş yapmak konusunda küresel şirketlere karmaşık mesajlar gönderdiğini ortaya koydu. Buna gore, ticari çıkarları ABD’nin güvenlik amaçlarıyla çatışan şirketler ödüllendirildi.

Yönetim tarafından yapılan ödemelerinin üçte ikisinden fazlası İran’ın enerji sektöründe faaliyet gösteren şirketlere gitti.
İran enerji sektörü, bugün Obama yönetiminin nükleer ve füze sistemi programları yüzünden yaptırımlarının hedefine yerleştirdiği İran hükümeti ve İran Devrim Muhafızları için önemli bir kaynak oluşturuyor.
ABD hükümeti 1990’lardan itibaren geniş çaplı amborga kapsamında şirketlerin İran’da iş yapmalarının önüne geçebiliyor. Ancak New York Times’ın analizinde elde ettiği bilgiler birçok ABD yönetiminin diplomatik, politik ve uygulamada ABD şirketleri ve dış ülkelerdeki bürolarını ambargo kapsamına almakta zorlandıklarını ortaya çıkardı.
Rakamlar bu durumu gözler önüne serdi. New York Times’ın ABD yönetimi ve İran ile iş yaptığını belirlediği 74 şirketten, 49 tanesi faaliyetlerini sona erdirmeye yönelik hiçbir eğilim göstermeksizin bu ülkedeki anlaşmalarını devam ettiriyor.
Obama yönetimi söz konusu rapora yönelik değerlendirmesinde, yapılan desteklerin müttefik hükümetlere başarılı bir baskı unsuru olarak kullanıldığını ve başta enerji sektörü olmak üzere İran’a yatırımdan vazgeçirdiğini belirtti.
 

Katalonya’nın parlamentosu, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını tanıyan bir karar aldı.

İspanya’nın 17 özerk yönetiminden biri olan Katalonya’nın parlamentosu, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını tanıyan bir karar aldı.

var zid=133259;
Katalonya özerk yönetimi parlamentosunun dışişleri komisyonunda 26 Şubat’ta alınan karar, herhangi bir itiraz olmadığı için genel kurulda görüşülmeyerek parlamentonun resmi gazetesinde yayımlandı.
"Ermeni soykırımının Katalonya parlamentosu tarafından tanındığı" belirtilen kararda, Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleştirilmesi çabalarına destek verilmesi de istendi.
İspanya’nın 350 sandalyeli Meclisinde 3 milletvekili bulunan Katalonya Cumhuriyetçi Solu (ERC) ile 2 milletvekili bulunan Birleşik Sol (IU) ve Katalonya Yeşiller Girişimi (ICV) ittifakı, geçen Cuma günü, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının tanınması yönünde bir girişim başlatmıştı.
Söz konusu partilerin milletvekilleri tarafından sunulan kanun teklifinin Meclis’in Dışişleri Komisyonu’nun gündemine alınmasının öngörülmediği öğrenildi.

Focus, seyahat bölümünde, ‘Kıtalar Arası Zarafet’ başlığıyla İstanbul’u tanıttı.

Almanya’nın önde gelen siyasi dergilerinden Focus, seyahat bölümünde, ’Kıtalar Arası Zarafet’ başlığıyla İstanbul’u tanıttı.

var zid=133259;
Dergideki yazıda, "gururlu İstanbul’un" zengin geçmişi ile hızlı günümüz yaşantısını başarılı bir şekilde bir arada sergilediği, çok daha önceden bir "Avrupa Kültür Başkenti" olduğu belirtildi.
Kentte sanat yaşantısının büyük bir hızla geliştiği kaydedilen yazıda, çok modern alışveriş merkezlerine sahip olduğu için İstanbul’un turistleri sadece tarihi yerleriyle cezbetmekle kalmadığı, tanınmış dünya markalarının bulunabildiği bir alışveriş kenti haline geldiği kaydedildi.
Yazıda, kentin görüntüsünü birbirinden güzel camilerinin yanı sıra yüksek gökdelenlerin de belirlediği, son 40 yılda nüfusunun 6 kat arttığı, şansını denemek isteyen milyonlarca insanın İstanbul’a yerleştiği belirtildi.
Bazı projelerin planlandığı gibi yürümediğine işaret edilen yazıda, Marmaray’ın raylarının neredeyse hazır olduğu, ancak inşaatlar sırasında Bizans kalıntılarına rastlandığı için projenin 2014 yılından önce hayata geçirilemeyeceği ifade edildi.
Focus dergisinin tanıtım yazısında, yüz binlerce çalışan insanın İstanbul’un yollarında çok fazla zaman kaybetmekten şikayetçi olduğu, ancak vapurlarda bir fincan çay içerek rahatladığı kaydedildi.
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk’un da İstanbul’dan geldiği hatırlatılan yazıda, kentte camilerin yanı sıra kiliselerin de görülebildiği, özellikle çok sayıda balık restoranın kentin cazibesini artırdığı belirtildi.
Focus dergisi, Berlin’de yarın akşam resmi açılışı yapılacak, Türkiye’nin bu yıl konuk ülke olduğu 44. Uluslararası Turizm Borsası Fuarı (ITB) için Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği tarafından Almanca olarak hazırlanan Türkiye’yi tanıtıcı broşürler de dağıttı.
"Türkiye’ye Hoşgeldiniz" başlığıyla basılan 15 sayfalık broşürde, fotoğraflarla Türkiye tanıtıldı ve ITB’de düzenlenecek etkinliklere yer verildi.
ITB çerçevesinde bir konser verecek olan Antakya Medeniyetler Korosunun ve "Troja" adlı gösterisini sahneleyecek Anadolu Ateşi dans topluluğunun tanıtıldığı broşürde, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul’dan da söz edildi.

Sabaha karşı Elazığ’da meydana gelen deprem dünyada büyük yankı buldu.

Kullanıcılarının yazdığı 140 karakterlik mesajlardan oluşan sosyal paylaşım sitesi Twitter’da Türkiye bugün ilk 10 arasına girdi.

var zid=133259;
Şu anda dünyanın dört bir yanındaki kullanıcıları, beş dakika içinde twitter’a Türkiye ve depremle ilgili 500 kadar mesaj giriyor.
Mesajlarda kimileri Türkiye’deki deprem nedeniyle herkesi dua etmeye çağırken, kimileri Haiti ve Şili’nin ardından Türkiye’de meydana gelen deprem nedeniyle ’Dünyaya neler oluyor" diye soruyor.
Bugün Oscar mesajlarının yoğun olduğu twitter’da, girilen mesajların sıklığına göre Türkiye’nin sıralamadaki yeri 9 ile 10 arasında değişiyor.
 

Dünyaca ünlü aşçıların lezzetin sınırlarını zorlamaları bilinir.

Bu fikir, aşçı Daniel Angerer’in aklına bundan sekiz hafta önce eşinin doğum yapmasından sonra aklına geldi.

var zid=133259;
Annenin sütü kızları Arabella’ya fazla gelince, eşi de fazla gelen sütünü dondurucuya koymaya başladı. Daniel ise insan sütünün mutfakta kullanılıp kullanılamayacağını merak etti.
Sütü peynir yapmak üzere kullanarak denemeye başladı. Denemeden önce iki hafta bekledi ve tattığında sütün lezzeti aşçıyı şaşkına çevirdi.
Şimdi bu alışılmadık peynir, şefin New York’taki restoranında satışta.
Karamelli bir tatlıda ve yine peynirli bir yemekte kullanılan bu değerli sütün dahil olduğu tabaklar, haliyle zengin müşterilere hitap edecek fiyatlara sahip.
Daniel, "Bir aşçı olunca lezzetle ilgili herşeyi merak duyuyorsunuz, yeni bir şeyler arıyor ve onunla neler yapabileceğinize bakıyorsunuz. İki hafta beklettikten sonra tıpkı taze sütten yapılmış bir peynir gibiydi ve tadı çok güzeldi. Gerçekten tatlı inek sütü gibiydi. Bebeğimize süt fazla gelmişti. Annesi de sütü dondurucuya koydu " diyor.
Daniel projesini blogunda ilk açıkladığında, ’Şahane’ ya da ’Bunu kim yer ki?’ gibi tepkiler almış. Destek verenler ise şimdi anne sütünden yağ ve dondurma yapmayı düşünmesini tavsiye ediyor.

Kısa Bilgi : Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), şiddet olaylarının yaşandığı okullarda, personelin tamamını hizmet içi eğitimden geçirecek.
MEB tarafından hazırlanan 2010-2014 Stratejik Planı’nda, okullarda şiddetin…

 Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), şiddet olaylarının yaşandığı okullarda, personelin tamamını hizmet içi eğitimden geçirecek.
MEB tarafından hazırlanan 2010-2014 Stratejik Planı’nda, okullarda şiddetin önlenmesine yönelik hedeflere yer verildi.
Plana, verilere göre ”manidar düzeyde şiddet olaylarının yaşandığı okul ve kurumların personelinin tamamı ile diğer okul ve kurumlardaki personelin yüzde 60′ının 2014 yılı sonuna kadar hizmet için eğitimden geçirilmeleri” hedefi konuldu.
Planda, güvenli ve şiddetten uzak eğitim ortamları sağlanması amacıyla toplumsal duyarlılığı artırarak, okullarda şiddet ve şiddete kaynaklık eden olay sayısının her yıl yüzde 10 oranında azaltılması öngörülüyor.
Bu çerçevede, şiddet ve nedenleri, iletişim yöntemleri gibi konularda eğitim faaliyetleri düzenlenecek ve öğrencilerin kendilerini her türde şiddet, istismar ve ihmalden korumaları konusunda bilinçlendirilmeleri sağlanacak.
Eğitim personeli ve aileler, çocuk ve insan hakları konularında bilgilendirilecek. Bu konularda eğitim yöneticilerinin ”çağın gereği olan tutum ve davranışlar geliştirmeleri hususunda” tedbirler alınacak.

ÖĞRENCİLER TEŞVİK EDİLECEK
Şiddet olaylarının önlenmesi kapsamında öğrencilerin sosyal ve kültürel faaliyetlere katılımı teşvik edilecek.
İlköğretim ve ortaöğretim kurumları arasında geniş katılımlı, sportif, sosyal ve kültürel etkinlik ve yarışmalar ile izcilik faaliyetleri düzenlenecek.
Sportif etkinliklere katılımın artması için mevcut spor salonlarında yenileme ve iyileştirme çalışmaları yapılacak. Spor salonu olmayan okulların bu eksikliği giderilecek ve salonların ortak kullanımı sağlanacak. İzcilik konusunda tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerine ayrıca önem verilecek.
Beden eğitimi öğretmenlerinin mesleki gelişim için düzenlenen kurs, seminer ve sempozyum gibi eğitim faaliyetlerine yılda en az 6 saat katılmalarına imkan tanınacak.
Öğrencilerin, sanatın her dalında faaliyet göstermelerine olanak verilecek. Öncelikle Türk müziği olmak üzere müziğin farklı türlerinde yapılan çalışmalar teşvik edilecek ve kurulan korolar desteklenecek.
Resim atölyeleri ve müzik odalarında uygun fiziksel koşullar sağlanacak. Her okulda bando ekibi kurulmasına destek verilecek.
 
 
AA

Kısa Bilgi :Kütahya- Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Alev Kılıçoğlu, birinci dönem karnesinde zayıf not bulunan öğrencilerin intihara yönelmesini…

Kütahya- Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Alev Kılıçoğlu, birinci dönem karnesinde zayıf not bulunan öğrencilerin intihara yönelmesinin en önemli nedeninin, ailelerin verdiği tepki olduğunu bildirdi.Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, çocuğunun karnesinde zayıf notlar bulunan anne ve babaların karneyi görünce bunu sakinlikle karşılamalarının yararlı olacağını söyledi. Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, ”Üzüntülerini ifade etsinler, ancak bunu büyük tepkiler haline getirmesinler. Dünyaya gelmemizin veya yaşamamızın amacı her zaman sınavlardan iyi almak değil, ne olursa olsun yaşamımız süresince mutlu olmak. Anne ve babamızla mutluysak geri kalan şeyler aslında hep ikinci plandadır” dedi.Zayıf notu bulunan çocukların intihara yönelmesiYrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, karnelerinde zayıf notları bulunduğu için yarıyıl tatillerinde intihara kalkışan çocukların, bunu yapmalarının kolay olmadığını ifade etti.Çocuğun anne ve babasını üzmek istemeyeceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, şöyle konuştu:”Birinci dönem karnesinde zayıf notlar bulunan çocukların yarıyıl tatilinde intihara yönelmesinin en önemli nedeni, ailelerin verdiği tepkidir. Ailesinden alacağı tepkiden korkarak böyle bir şey yapabilir. Ergenlik döneminde çocuklar arkadaşlarından, dizi filmlerden, kendi kahramanları ve idollerinden etkilenebilir. Bunlar olacak şeyler ama bir çocuğun intiharı düşünüp karar vermesi, hareket geçmesi ve bunu gerçekleştirmesi kolay bir şey değildir. Burada çok ciddi bir sorun var demektir. Dizi filmler çok etkiliyor olsaydı, izleyen çocukların pek çoğu intihar girişiminde bulunurdu.Çocuklardaki intihar vakalarının pek çoğu aslında dikkat çekme amacına yöneliktir. Eğer bir çocuk, annesine ve babasına, ‘Ölsem de kurtulsam’, ‘Bir öleceğim siz de kurtulacaksınız’ diyorsa bunu kesinlikle dikkate almak gerekir.””Ders çalışmaya zorlamayın”Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, yarıyıl tatilinde çocukların ders çalışmaya zorlanmaması gerektiğini söyledi.Tatil süresince çocuğun sportif faaliyetlere yönlendirilip boş zamanlarını değerlendirmesi ve dinlenmesinin sağlanabileceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, şöyle devam etti:”Çocukların yarıyıl tatilinde özellikle bir hafta derslerinden uzak kalmalarında yarar var. Tabii ki her çocuğun seviyesi farklıdır. Bazılarının karnesi iyi, bazılarının kötü olabilir. Karnesi kötü olan çocuklarının velileri, çocuklarını yargılamaktan ziyade bu durumu nasıl çözebileceklerini düşünmelidir. Anne ve babasının çocuğuna söylediği, ‘Sen bu işi yapamıyorsun’, ‘Bu ne biçim karne’ gibi sözler ya da başvurdukları cezalar bir işe yaramadığı gibi çocuğun derslerden soğumasına neden olur. Bütün çocuklar annesinin, babasının gözüne girmek ister. Annesi ona güzel sözler söylemiyorsa başarılı olmak için hiçbir motivasyonu kalmaz. Bir sonraki dönemde ders çalışmasına rağmen yine zayıf not alırsa, ‘Annem yine bana kızacak’ diyebilir ve o endişe onun çalışmasını engeller, bir süre sonra ders çalışmayı bırakmasına neden olur.””Yapıcı davranılmalı”Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, anne ve babaların, 2 ya da 3 zayıf notu bulunan çocuklarına, ”Bak sen bu 8 dersi ne kadar güzel başarmışsın, geri kalanlarda da başarılı olacağına inanıyorum” gibi sözler söylemesinin onların daha iyisini yapmak için çaba harcamalarını sağlayacağını bildirdi.Ailelerin zayıf notları bulunan çocuklarına cezalandırmak, yargılamak yerine yapıcı yaklaşımlar sergilemesinin yararlı olacağına işaret eden Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, böyle olduğu zaman çocukların kendilerini ailelerine karşı daha fazla sorumlu hissedeceklerini kaydetti.”Kendimize nasıl davranılmasından hoşlanıyorsak çocuklarımıza da aynı şekilde davranmalıyız” diyen Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, şöyle devam etti:”Çocuğun dersleriyle ilgili başarısızlıklarının birçok nedeni olabilir. Anlama ve algılamayla ilgili sorunu varsa gerçekten yapamıyordur. O zaman ona bağırıp çağırmanın hiçbir anlamı yok. Bu sorunun nasıl çözüleceğine bakılmalıdır. Bunun dışında dikkat eksikliği olabilir. Böyle bir sorunu olduğu için dikkatini sürdüremiyordur, sürdüremediği için dersleri kötü gidiyordur. O zaman çocuk derslerinde kendi başına başarılı olamaz.Bütün dersleri en yüksek puan olan 5, bir dersinin notu 4 olunca aile çok ciddi tepki gösterebiliyor. Bu biraz da ailenin mükemmeliyetçi yapısından kaynaklanıyor. Ancak bu, çocuğun sürekli anksiyeteye girmesine neden oluyor. Sınav kaygısı da buradan kaynaklanıyor. Sınav kaygısı, sınavda daha başarısız olmayı getiren bir durum. Bu yaklaşım aslında çocuğun başarısını daha kötüye götürüyor. Bu yüzden çocuğun başarısını desteklemek gerekiyor.”Ailedeki sorunların çocuğun başarısına etkisiYrd. Doç. Dr. Alev Kılıçoğlu, aile içi düzensizlikler, anne ve baba arasındaki sorunların çocukların kişilik gelişimini, özellikle okul başarılarını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.Ailede bir sorun varsa bunların çocuklara yansıtılmaması gerektiğine dikkati çeken Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, şu bilgileri verdi:”Evin içinde sürekli bir bağırış, çağırış varsa çocuklarda iki şey olur; ya geri çekilip bir şeyleri bırakırlar ya da daha agresif olurlar. Her ikisinde de hem ders başarısı hem kişilik gelişimi anlamında ciddi sorunlar ortaya çıkar. Sorunlar çocuğun bulunmadığı başka bir odada konuşulabilir. Özellikle bu sorunların kaynağının çocuk olmadığını, çocuğun bilmesi gerekir. Bazı durumlarda anne ve baba, ‘Her şey senin yüzünden oldu’ diye çocuğa karşı tavır takınır. Böyle olduğu zaman çocuklar çok çabuk suçluluk duygusuna kapılır. Bu da çocuğun öz güveninin kaybolmasına, kişilik gelişimi ve başarılı olmada sorunlar yaşamasına neden olur.”

Kısa Bilgi :ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, bu yıl ilk kez uygulanacak yeni üniversite giriş sınav sisteminde, sınava girecek olan öğrencilerin önceki yıllara göre çok avantajlı olduğunu açıkladı.

Sına…

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, bu yıl ilk kez uygulanacak yeni üniversite giriş sınav sisteminde, sınava girecek olan öğrencilerin önceki yıllara göre çok avantajlı olduğunu açıkladı.

Sınav sonucunda öğrencilerin 18 farklı puanının hesaplanacağını belirten Yarımağan şu örneği verdi: “Eski sistemde sayısal puanı ile bütün mühendislik ve tıp fakültelerine girilebilirken, yeni sistemde sayısal puan yerine MF-1, MF-2, MF-3 ve MF-4 puanları var.

Tıp fakültesine gitmek isteyen aday biyoloji ve kimya derslerinden daha yüksek puan almak için çalışacak.. Mühendislik fakültelerine gitmek isteyen adaylar ise matematik ve fizik dersinden başarılı olmak zorunda.

Eski sistemde bu yoktu. Tıp fakültesine gitmek isteyen öğrenciler eski sistemde bütün matematik, geometri, fizik, kimya, biyoloji sorularını ve üstüne Türkçe ve sosyal bilimler sorularını, yani 180 sorudan en az 175′ini doğru cevaplamak zorundaydı.

Yeni sistemde tıp fakültesine yerleşmek isteyen adayların öncelikle biyoloji, kimya sonra fizik, matematik ve geometri sorularını yanıtlamaları yeterli hale geldi.

” Bu durumun öğrenciler açısından bir avantaj olduğunu açıklayan Yarımağan, “Öğrenciler öncelikle hangi puan türüne göre hangi sınavlara girmeleri gerektiğini, ikinci aşamada hangi puan türüyle hangi bölüme yerleşeceklerini bilmeli ve belirlemeli.

Bütün sınavlara girmeyi düşünen aday sadece tek puan türüyle hazırlanan adaya göre iki kat fazla çalışmak zorunda kalacak. Bu da avantajı dezavantaja dönüştürecek” uyarısında bulundu.
BU YIL SINAVSIZ GEÇİŞ VAR

Lise öğrencilerinin 11′inci sınıfta mesleklerini seçmelerinin ve gireceği puan türünü belirlemelerinin şanslarını iki kat artıracağını söyleyen Yarımağan, üniversitelere sınavsız geçiş konusunda çeşitli görüşlerin ileri sürüldüğünü belirterek şöyle konuştu:

“Sınavsız geçişin kaldırılması yönünde görüş ve çalışmalar var. Sonuçlansaydı bu yıl kılavuzda ilan edilirdi. Sınavın kuralları kılavuzda ilan ediliyor. Bundan sonra bir değişiklik olmaz.”
Sabah

Kısa Bilgi :Ankara- YÖK Genel Kurulu, yarın Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkanlığında toplanacak. Toplantıda, YÖS ile Abant İzzet Baysal ve Kırıkkale üniversitelerinin rektör adaylarının belirlenerek Cumhurbaşka…

Ankara- YÖK Genel Kurulu, yarın Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkanlığında toplanacak. Toplantıda, YÖS ile Abant İzzet Baysal ve Kırıkkale üniversitelerinin rektör adaylarının belirlenerek Cumhurbaşkanına sunulması konuları ele alınacak.Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarında okumak isteyen yabancı uyruklu öğrencilerin girdikleri bir sınav olan YÖS’ün kaldırılıp kaldırılmayacağı konusunun kararlaştırılacağı öğrenildi.Bu sınavın yerine yabancı öğrenci seçiminin üniversitelere bırakılması hedefleniyor. Böylece Türkiye’deki yabancı öğrenci sayısının artırılması öngörülüyor.YÖS, YÖK’ün kurulduğu 1981′den itibaren uygulanıyor. Sınava, yabancı uyruklular, mülteciler, Türk liselerinden veya Türk liselerine denk gelen bir okuldan mezun olanlar veya son sınıfında okuyanlar başvurabiliyor.Ankara’da ve bazı ülkelerin başkentlerinde düzenlenen sınavda, Temel Öğrenme Becerileri ile Türkçe testi uygulanıyor, testlerde soruların İngilizce açıklamaları yer alıyor.Yabancı uyruklu adaylar, bu sınavın sonuçlarına göre Türkiye’deki üniversitelere yerleştiriliyor.Rektör adayları belirlenecekToplantıda, Abant İzzet Baysal ve Kırıkkale üniversitelerinin rektör adayları da belirlenecek. Rektör adayları, YÖK Genel Kuruluna seçilmeleri halinde yapacakları çalışmalar ve projeler hakkında bilgi verecek.YÖK Genel Kurulu, söz konusu üniversiteler tarafından yapılan seçimler sonucunda en fazla oy almış 6′şar aday arasından Cumhurbaşkanı’na sunulacak 3′er ismi belirleyecek.Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde yapılan rektör adayı seçimlerinde mevcut Rektör Prof. Dr. Atilla Kılıç 171, Prof. Dr. Hayri Coşkun 129, Prof. Dr. Ekrem Gürel 48, Prof. Dr. Cihangir Uyan 25, Prof. Dr. Cavit Çöl 11 ve Prof. Dr. Behçet Kemal Yeşilbursa 11 oy alırken; Kırıkkale Üniversitesi’ndeki seçimlerde ise mevcut Rektör Prof. Dr. Ahmet Murat Çakmak 167, Prof. Dr. Ekrem Yıldız 126, Prof. Dr. Halil Başar 49 oy, Prof. Dr. İlhan Kocaarslan’a 17, Prof. Dr. Ertan Batislam’a 4, Prof. Dr. Serdar Günaydın’a 2 oy almıştı.

Kısa Bilgi :Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Açık Öğretim Sınavları 23-24 Ocak’ta üç ilköğretim okulunda yapılacak. Konuyla ilgili açıklama yapan Siverek Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Murat Tüysüz; Mehmetçik, G…

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Açık Öğretim Sınavları 23-24 Ocak’ta üç ilköğretim okulunda yapılacak. Konuyla ilgili açıklama yapan Siverek Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Murat Tüysüz; Mehmetçik, Gazipaşa ve Siverek ilköğretim okulları olmak üzere üç okulda Açık Öğretim Sınavlarının yapılacağını söyledi.Murat Tüysüz, “23-24 Ocak Cumartesi ve Pazar günleri sabah ve öğleden sonra olmak üzere dört oturum olarak yapılacak olan sınava yaklaşık bin kişi girecek. Her geçen gün açık öğretim sınavına katılan öğrencilerin sayısı artıyor. Sınava girecek olan vatandaşlara başarılar diliyorum” dedi.

Kısa Bilgi :Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, öğretmenlerin sömestr tatilinde kış fiyatları üzerinden yüzde 50 indirimle tatil yapabileceklerini belirterek, “Antalya’da kişi başına 5 yıldızlı otelde 50 TL ö…

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, öğretmenlerin sömestr tatilinde kış fiyatları üzerinden yüzde 50 indirimle tatil yapabileceklerini belirterek, “Antalya’da kişi başına 5 yıldızlı otelde 50 TL ödeyerek tatil yapabilecekler” dedi.

Bakan Günay, Rixos Otel’de düzenlediği basın toplantısında öğretmenlere sunulan tatil imkanı fırsatına ilişkin bilgi verdi. Toplantıya, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Özgür Özaslan, Tanıtma Genel Müdürü Cumhur Güven Taşbaşı, TÜROFED Başkanı Ahmet Barut ve TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy da katıldı. Bakan Günay, Türkiye’nin bu yıl krize rağmen dünyanın önde gelen 10 turizm ülkesi arasında bir önceki yıla göre gelen turist sayısı azalmayan tek ülke olduğunu belirterek, “27 milyonu yakalarız diye düşünüyordum ama 27 milyon 44 olduk. 2010-2011 yılında sanıyorum Türkiye 30 milyonu yakalamış olacak. Kriz olmasaydı demek ki biz bu sene 28 milyonu görmüş olacaktık” dedi. Günay, bu yıl turizmden elde edilen gelirin yine yüksek düzeyde olduğunu belirtti.

“ANTALYA’DA 5 YILDIZLI OTELDE KİŞİ BAŞI 50 TL”

2009-2010 eğitim yılının bitmek üzere olduğunu belirten Günay, Türkiye’de yüz binlerce öğretmenin olduğunu ve öğretmenlere borçlu olunduğunu söyledi. Öğretmenlerin ekonomik olarak şartlarının iyi olmadığını ve toplumda desteklenmesi gerektiğini ifade eden Güney, “Arkadaşlarımız çalışmalar yaptılar. Öğretmenlerin tatil süreleri var, ama tatil alışkanlıkları ekonomik nedenlerden dolayı fazla gerçekleşemiyor. Geçen yıl iç turizme yönelik bir kampanya başlattık ve çok iyi sonuçlar aldık. O kampanyayı yenileyeceğiz. 8 Şubat’ta iç turizmde erken rezervasyon yaptırdığınız taktirde yabancı turların grupların yararlandığı imkanlardan bizim de vatandaşlarımız yararlanabilecekler. Bugün özel bir kesime dönük bir çalışma yaptık. Öğretmen arkadaşlarımız için TÜRSAB ve TÜROFED bu alanda işbirliği yaptı. Çok sayıda konaklama tesisi bu kampanyaya katıldı. Eğer bu kampanyadan yararlanmak istiyorlarsa öğretmenlerimiz Milli Eğitim Bakanlığı ya da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sitesine girerek başvurularını
yapabilirler. Kış fiyatları üzerinden yüzde 50′ye varan indirimlerle tatil yapabilecekler. Kış fiyatları zaten indirim sağlamış oluyorlar. Biz kış fiyatlarının da üzerinden indirim imkanı sağlamış oluyoruz” diye konuştu. Bakan Günay, her şey dahil kişi başı 50 TL ödeyerek Antalya’da 5 yıldızlı bir otelde kişi başı 250 TL ödeyerek kalınabileceğini belirtti. 3 yıldızlı otellerde bu fiyatın 20 TL’ye kadar düştüğünü ifade eden Günay, Karadeniz’de, Doğu’da, Ege’de, Akdeniz’de yine fiyatların aşağıya düştüğünü söyledi. Günay, “Antalya’da 3 yıldızlı bir otelde günlük kişi başı 20 TL olan var. Muğla’da 50 TL iki kişi olan var” dedi.

Günay, fiyatların oldukça düşük olduğunu görünce, “Biz de gidelim” diye espri yaptı. İstanbul’da Sheraton Otel’de iki kişinin de günlük 100 TL’ye kalabileceğini belirten Günay, genel müdürüne ‘Yanlış bilgi vermiyoruz değil mi?’ diye sordu. Günay, kampanyadan emekli öğretmenler de dahil bütün öğretmenlerin yararlanabileceğini, yakın bir gelecekte bakanlık çalışanlarının da bu fırsattan yararlanabileceklerini söyledi.

Günay, “Türkiye’yi zenginleştirmeye çalışıyoruz. Bizim derdimiz herkesin bundan yararlanmasıdır. Birileri bu zenginleştirmeden zengin olsun diye değil” diye konuştu. Günay, Antalya’da ve İstanbul’daki öğretmenevlerinin fiyatının bu kampanyadakinden daha yüksek olduğunu kaydederek, “Bizim açıkladığımız 5 yıldızlı, 4 yıldızlı otel fiyatlarından daha yüksek. Öğretmenevlerinde de iyi olan yerler var. Şu an bununla kıyaslanamaz” dedi.

Kısa Bilgi :ANKARA – Okulla bu yıl tanışan 1 milyon 307 bin ilköğretim öğrencisi de ilk karnelerini alacak.
2009-2010 eğitim öğretim yılının ikinci yarısı 8 Şubat Pazartesi günü başlayacak. Eğitim öğretim yılı 1…

ANKARA – Okulla bu yıl tanışan 1 milyon 307 bin ilköğretim öğrencisi de ilk karnelerini alacak.
2009-2010 eğitim öğretim yılının ikinci yarısı 8 Şubat Pazartesi günü başlayacak. Eğitim öğretim yılı 18 Haziran Cuma günü tamamlanacak.
İkinci dönem, ilköğretim ikinci kademe öğrencileri ile lise son sınıf öğrencileri için sınav heyecanıyla geçecek.
İlköğretim ikinci kademe öğrencileri Seviye Belirleme Sınavlarına (SBS) katılacak.
Milli Eğitim Bakanlığının sınav takvimine göre, SBS, ilköğretim 6. sınıf öğrencileri için 12 Haziranda yapılacak. İlköğretim 7. sınıf öğrencileri SBS’ye 6 Haziranda, 8. sınıf öğrencileri ise 5 Haziranda girecek.
İlköğretim 5. sınıf ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında okuyan öğrencilerin katıldığı Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS) 2 Mayısta gerçekleştirilecek.
Lise son sınıf öğrencilerinin katılacağı üniversiteye giriş sınavlarının ilk aşaması olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) için 18 Ocak Pazartesi günü başlayan başvurular 12 Şubatta sona erecek. YGS 11 Nisanda yapılacak.
Üniversiteye girişte ikinci aşama olan Lisans Yerleştirme Sınavları’nın (LYS) başvuru tarihi 3-14 Mayıs, LYS tarihleri de 19-20 Haziran ile 26-27 Haziran olarak belirlendi.

Kısa Bilgi :Ankara- KESK’e bağlı Eğitim-Sen’in Merkez Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamada, Adana İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri’nin, Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürl…

Ankara- KESK’e bağlı Eğitim-Sen’in Merkez Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamada, Adana İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri’nin, Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü’nün isteği üzerine, resmi okul müdürlüklerine gönderdikleri yazı ile cezasını kamu hizmeti olarak çekecek hükümlülerin okullarda çalıştırılabilecekleri iş türlerinin listesinin hazırlanmasını istediği belirtildi.Hükümlülerin cezalarının bir kısmını kamuya yararlı işlerde çalıştırılarak infaz edilmesinin çok yerinde olduğunu ifade edilen açıklamada, hükümlülerin topluma kazandırılması ve toplumdan izolasyon yerine kamu yararını esas alan bir infaz biçiminin benimsenmesinin desteklenmesi gereken çağdaş bir uygulama olduğu kaydedildi. Açıklamada, infazın hayata geçirilebileceği kamu kurumları belirlenirken, pedagojik ilkeler ışığında okulların bu uygulamanın dışında tutulmasının zorunlu olduğu vurgulanarak şöyle denildi:”Eğitim-Sen, çocuk ve ergenlerin, henüz kişilik gelişimlerini tamamlamamış olmalarından ve yaş gruplarının barındırdığı özelliklerinden kaynaklı olarak, ilk ve ortaöğretim okullarında istihdam edilen bütün personelin bu özellikler gözetilerek eğitimden geçmiş sürekli kadrolar olmalarını savunmaktadır. Bu eğitim kurumlarında çocuk ve ergenlerin özellikleri gözetilerek gereken eğitimden geçmemiş kişilerin, kadrolu ve uzun süreli değil geçici sözleşmelerle çalıştırılanların neden oldukları sorunlar zaman zaman basına da yansımaktadır. Özellikle eğitime ayrılan kamu kaynaklarının kısılmasına paralel olarak okulların temizlik vb. işleri için geçici istihdam yoluna başvurulmaktadır. Sendikamız bu konuda çeşitli kereler yaptığı açıklamalarla hem geçici istihdam ilişkisine hem de bu tür istihdamın öğrenciler açısından da olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekmiştir. Daha bu sorun giderilmemişken, yeni infaz sistemine göre hükümlülerin okullarda istihdam edilmelerini benzer kaygılardan kaynaklı olarak doğru bulmamaktayız.”Çocuk ve ergenlerin okulda istihdam edilen görevlilerle yakın ilişki kurmaları, rol modeli olarak görebilecek olmalarının da hükümlülerin okullarda istihdam edilmelerini sakıncalı hale getirdiğine dikkat çekilen açıklamada okulların, yeni ceza infaz sistemine göre hükümlülerin kamu yararına çalıştırılacakları kurumlar arasından çıkarılması talep edildi.

Kısa Bilgi :D umlupınar Üniversitesi (DPÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Alev Kılıçoğlu, birinci dönem karnesinde zayıf not bulunan öğrencilerin intihara yönelmesinin en önemli…

Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Alev Kılıçoğlu, birinci dönem karnesinde zayıf not bulunan öğrencilerin intihara yönelmesinin en önemli nedeninin, ailelerin verdiği tepki olduğunu bildirdi.
Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, yaptığı açıklamada, çocuğunun karnesinde zayıf notlar bulunan anne ve babaların karneyi görünce bunu sakinlikle karşılamalarının yararlı olacağını söyledi. Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, ”Üzüntülerini ifade etsinler, ancak bunu büyük tepkiler haline getirmesinler. Dünyaya gelmemizin veya yaşamamızın amacı her zaman sınavlardan iyi almak değil, ne olursa olsun yaşamımız süresince mutlu olmak. Anne ve babamızla mutluysak geri kalan şeyler aslında hep ikinci plandadır” dedi.

ZAYIF NOTU BULUNAN ÇOCUKLARIN İNTİHARA YÖNELMESİ
Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, karnelerinde zayıf notları bulunduğu için yarıyıl tatillerinde intihara kalkışan çocukların, bunu yapmalarının kolay olmadığını ifade etti.
Çocuğun anne ve babasını üzmek istemeyeceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, şöyle konuştu:
”Birinci dönem karnesinde zayıf notlar bulunan çocukların yarıyıl tatilinde intihara yönelmesinin en önemli nedeni, ailelerin verdiği tepkidir.
Ailesinden alacağı tepkiden korkarak böyle bir şey yapabilir. Ergenlik döneminde çocuklar arkadaşlarından, dizi filmlerden, kendi kahramanları ve idollerinden etkilenebilir.
Bunlar olacak şeyler ama bir çocuğun intiharı düşünüp karar vermesi, hareket geçmesi ve bunu gerçekleştirmesi kolay bir şey değildir. Burada çok ciddi bir sorun var demektir.
Dizi filmler çok etkiliyor olsaydı, izleyen çocukların pek çoğu intihar girişiminde bulunurdu.
Çocuklardaki intihar vakalarının pek çoğu aslında dikkat çekme amacına yöneliktir. Eğer bir çocuk, annesine ve babasına, ‘Ölsem de kurtulsam’, ‘Bir öleceğim siz de kurtulacaksınız’ diyorsa bunu kesinlikle dikkate almak gerekir.”
”DERS ÇALIŞMAYA ZORLAMAYIN’
Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, yarıyıl tatilinde çocukların ders çalışmaya zorlanmaması gerektiğini söyledi.
Tatil süresince çocuğun sportif faaliyetlere yönlendirilip boş zamanlarını değerlendirmesi ve dinlenmesinin sağlanabileceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, şöyle devam etti:
”Çocukların yarıyıl tatilinde özellikle bir hafta derslerinden uzak kalmalarında yarar var. Tabii ki her çocuğun seviyesi farklıdır.
Bazılarının karnesi iyi, bazılarının kötü olabilir. Karnesi kötü olan çocuklarının velileri, çocuklarını yargılamaktan ziyade bu durumu nasıl çözebileceklerini düşünmelidir.
Anne ve babasının çocuğuna söylediği, ‘Sen bu işi yapamıyorsun’, ‘Bu ne biçim karne’ gibi sözler ya da başvurdukları cezalar bir işe yaramadığı gibi çocuğun derslerden soğumasına neden olur.
Bütün çocuklar annesinin, babasının gözüne girmek ister. Annesi ona güzel sözler söylemiyorsa başarılı olmak için hiçbir motivasyonu kalmaz.
 Bir sonraki dönemde ders çalışmasına rağmen yine zayıf not alırsa, ‘Annem yine bana kızacak’ diyebilir ve o endişe onun çalışmasını engeller, bir süre sonra ders çalışmayı bırakmasına neden olur.”
”YAPICI DAVRANILMALI”
Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, anne ve babaların, 2 ya da 3 zayıf notu bulunan çocuklarına, ”Bak sen bu 8 dersi ne kadar güzel başarmışsın, geri kalanlarda da başarılı olacağına inanıyorum” gibi sözler söylemesinin onların daha iyisini yapmak için çaba harcamalarını sağlayacağını bildirdi.
Ailelerin zayıf notları bulunan çocuklarına cezalandırmak, yargılamak yerine yapıcı yaklaşımlar sergilemesinin yararlı olacağına işaret eden Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, böyle olduğu zaman çocukların kendilerini ailelerine karşı daha fazla sorumlu hissedeceklerini kaydetti.
”Kendimize nasıl davranılmasından hoşlanıyorsak çocuklarımıza da aynı şekilde davranmalıyız” diyen Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, şöyle devam etti:
”Çocuğun dersleriyle ilgili başarısızlıklarının birçok nedeni olabilir. Anlama ve algılamayla ilgili sorunu varsa gerçekten yapamıyordur.
O zaman ona bağırıp çağırmanın hiçbir anlamı yok. Bu sorunun nasıl çözüleceğine bakılmalıdır. Bunun dışında dikkat eksikliği olabilir.
Böyle bir sorunu olduğu için dikkatini sürdüremiyordur, sürdüremediği için dersleri kötü gidiyordur. O zaman çocuk derslerinde kendi başına başarılı olamaz.
Bütün dersleri en yüksek puan olan 5, bir dersinin notu 4 olunca aile çok ciddi tepki gösterebiliyor. Bu biraz da ailenin mükemmeliyetçi yapısından kaynaklanıyor.
Ancak bu, çocuğun sürekli anksiyeteye girmesine neden oluyor. Sınav kaygısı da buradan kaynaklanıyor. Sınav kaygısı, sınavda daha başarısız olmayı getiren bir durum.
Bu yaklaşım aslında çocuğun başarısını daha kötüye götürüyor. Bu yüzden çocuğun başarısını desteklemek gerekiyor.”
AİLEDEKİ SORUNLARIN ÇOCUĞUN BAŞARISINA ETKİSİ
Yrd. Doç. Dr. Alev Kılıçoğlu, aile içi düzensizlikler, anne ve baba arasındaki sorunların çocukların kişilik gelişimini, özellikle okul başarılarını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Ailede bir sorun varsa bunların çocuklara yansıtılmaması gerektiğine dikkati çeken Yrd. Doç. Dr. Kılıçoğlu, şu bilgileri verdi:
”Evin içinde sürekli bir bağırış, çağırış varsa çocuklarda iki şey olur; ya geri çekilip bir şeyleri bırakırlar ya da daha agresif olurlar. Her ikisinde de hem ders başarısı hem kişilik gelişimi anlamında ciddi sorunlar ortaya çıkar.
Sorunlar çocuğun bulunmadığı başka bir odada konuşulabilir. Özellikle bu sorunların kaynağının çocuk olmadığını, çocuğun bilmesi gerekir.
Bazı durumlarda anne ve baba, ‘Her şey senin yüzünden oldu’ diye çocuğa karşı tavır takınır. Böyle olduğu zaman çocuklar çok çabuk suçluluk duygusuna kapılır.
Bu da çocuğun öz güveninin kaybolmasına, kişilik gelişimi ve başarılı olmada sorunlar yaşamasına neden olur.”

AA

Kısa Bilgi :D enizli- Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, sendikanın Denizli İl Temsilciliği’nde düzenlediği basın toplantısında, 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk yarısını değerlendirdi.Okulla…

Denizli- Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, sendikanın Denizli İl Temsilciliği’nde düzenlediği basın toplantısında, 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk yarısını değerlendirdi.Okullarda eğitim öğretim yılının ilk yarısının cuma günü sona ereceğini ve öğrencilerin karne alacağını hatırlatan Adıbelli, kendilerinin de Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun ilk yarı performansını değerlendiren bir karne hazırladıklarını söyledi.Adıbelli, Bakan Çubukçu ve iktidarın uygulamalarıyla iyi not alamadığını belirterek, şunları kaydetti:”İktidarın ve Milli Eğitim Bakanımızın karnesi, kamuyu yanıltmada (10), eğitimin kalitesi ve niteliği anlamında (5), öğretmenlerin özlük haklarında (3), yurtlar ve barınma sorununda (2). Toplama baktığımızda, Sayın Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, uygulamalarıyla sınıfta kalmıştır. Dileriz ikinci dönem düzeltir, sendikalarla bir araya gelir, velilerle öğrencileri de dinler, karnesi düzelir.”Bu iktidar döneminde dershanelerde patlama yaşandığını iddia eden Adıbelli, hükümetin dershaneleri azaltma ve öğrencileri dershanelere mecbur bırakmama yönünde verdiği sözünü tutmadığını savundu.Adıbelli, ”Sınavları kaldıracaklarını, aza indireceklerini söylediler. Ancak OKS yerine SBS’yi getirdiler. 5, 6, 7 ve 8. sınıflardaki öğrenciler dershanelere gider hale gelmiştir. Dershane sayısında yüzde 100 artış olmuştur” diye konuştu.En fazla din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni atanmasının bu hükümet döneminde olmasına rağmen, bu derslerin hala boş geçtiğini de öne süren Adıbelli, şöyle devam etti:”Son 7-8 yılda geldiğimiz noktada öğretmen atamalarında son 7 yıldır en fazla din kültürü öğretmeni atanmış, hiçbiri boşta kalmamış. Fizik öğretmeni 5, felsefe öğretmeni 3 tane atanırken, din kültürü öğretmenin bunlardan daha fazla atanmış. Ancak buna rağmen din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri boş geçmektedir. Boş geçen derslere bazı illerde imamlar girmektedir. Bazı illerde de trafik polisleri, 7. veya 8. sınıflarda ilkyardım ve sağlık dersine girmektedir. Biz bunları tespit ettik. Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin boş geçmesine rağmen din kültürü öğretmenleri ya okul müdürü, ya şube müdürü, ya da milli eğitim müdürü olmuştur. Hükümet burada tek taraflı davranmaktadır.”

Kısa Bilgi :Yarımağan, Karabük Üniversitesi Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz Konferans Salonu’nda lise öğrencileri, rehber öğretmenler ve okul müdürlerine yeni sınav sistemi hakkında bilgiler vereceği toplantı öncesi gaz…

Yarımağan, Karabük Üniversitesi Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz Konferans Salonu’nda lise öğrencileri, rehber öğretmenler ve okul müdürlerine yeni sınav sistemi hakkında bilgiler vereceği toplantı öncesi gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Yeni sınav sistemiyle ilgili bilgilendirmelerde bulunduğunu, şimdiye kadar 10 kentte benzer toplantıları düzenlediğini ifade eden Yarımağan, şöyle konuştu:
”Sınavla ilgili bizim için bilinmeyen yok ama insanların kafasında bazı soru işaretleri kalabiliyor. Onları yanıtlıyoruz. Üniversiteye giriş sınavında aslında çok şey değişmedi, ben içerik açısından hiçbir şey değişmedi diyorum. İçeriği aynı, bir uygulama farklılığı var. İşte bir sınav yerine üç sınav, daha fazla soru, herkes kendi ilgilendiği alanlara girecek. Soru kitapçıklarını ayırıyoruz. Değişikliklerin hepsi uygulamayla ilgilidir. Amacımız da seçme ve yerleştirmeyi daha iyi yapabilmektir.”
-ALAN DIŞI YERLEŞTİRMELER-
Prof. Dr. Yarımağan, alan dışı yerleştirmelerle ilgili olarak Yükseköğretim Kurulu’nun aldığı karar gereği katsayıların birbirine çok yaklaştığını belirterek, şöyle devam etti:
”Böyle olduğu için de alan dışı programlara yerleşme eskisine göre çok kolaylaştı. Örneğin, sosyal bilimcinin fen bilimlerindeki programa girmesi veya endüstri meslek lisesi çıkışlı bir adayın hukuk fakültesine girmesi gibi alan dışı her yer için bu durum geçerli. Bu sadece meslek lisesi olayı gibi değerlendiriliyor ama aslında diğer liseliler de için de var. Düzenlediğimiz toplantılarda öğrencilere ve rehber öğretmenlere yönelik eğitimlerimizde kılavuzda olan bilgileri özetleyerek anlatıyoruz. Belirli yerlerini vurgulayıp yorumlar yapıyoruz.”
-MÜFREDATA DAYALI SINAV-
Prof. Dr. Yarımağan, bilgilendirme toplantısında sunum eşliğinde yaptığı konuşmada, öğrenci yerleştirmesinin 1974′ten sonra merkezi sistem tarafından yapıldığını, söz konusu tarihten itibaren de daha iyi olması için sistemde belli değişiklikler gerçekleştirildiğini söyledi.
Sınavla ilgili 2010′da da belli değişiklerin yapıldığına dikkati çeken Yarımağan, şunları kaydetti:
”Bunların amacı seçme ve yerleştirmeyi daha iyi yapmak, üniversitede her yüksek öğrenim programına, adaylardan başarı oranı en yüksek olanları göndermeye çalışmaktır. Sınavda en temel değişiklik 1998′de yapıldı. Bu değişiklik, lisenin belirli sınıfından sonraki yıllarda okutulan derslerin sorulmamasıydı. Sadece ortak müfredata dayalı bir sınav yapılmasıydı. Bu sistem 2005′e kadar uygulandı. Sistemin bazı sakıncaları görüldü. En büyük sakıncası ‘nasılsa üniversite sınavında sorulmuyor’ diye lisede okutulan derslere öğrencilerin yönelmemeleri oldu. Bu durum öğrencilerin üniversiteye bilgi açısından yetersiz gelmelerine yol açtı. Bu çok ciddi sorundu. Bunu gidermek için 2006′da lisenin son sınıfına kadar olan dersler de sınavlarda sorulmaya başlandı. 2010′daki uygulama da bunun devamı gibidir. Müfredat değişikliği 2006′da yapıldı. 2010 yılında yapılacak, sadece bunun uygulamasıdır.”
Yarımağan, öğrenci ve öğretmenlerin sorularını yanıtlayarak, sunum eşliğinde yeni sınav sistemiyle ilgiler bilgiler aktardı.
AA

Kısa Bilgi :Kemal Özdemir’in haberi

Türkiye’de bir ilk olarak başlayacak olan ‘Sürü Yönetimi Elemanı’ eğitimi Erzincan Üniversitesi’nin girişimi, İŞKUR’un da desteğiyle yapılacak. 2010 yılı programına alınan 2…

Kemal Özdemir’in haberi

Türkiye’de bir ilk olarak başlayacak olan ‘Sürü Yönetimi Elemanı’ eğitimi Erzincan Üniversitesi’nin girişimi, İŞKUR’un da desteğiyle yapılacak. 2010 yılı programına alınan 2 aylık ‘Sürü Yönetimi Elemanı’ eğitimi kursuna katılan kursiyer çobanlar, eğitim boyunca günlük 15 TL maaş ve sigorta gibi avantajlardan da faydalanacak.
OTLATMA EĞİTİMİ
Eğitim alacak çobanlara doğa olayları, hayvan hastalıkları ve çeşitli tehlikelere karşı sürülerini koruma yöntemlerinin yanı sıra bu alandaki hizmet kalitesinin artırılması da öğretilecek. Bu sayede kursiyer çobanlar sürülerini daha güvenli şekilde otlatacak. Ortalama bin ile bin 500 lira arasında kazanan çobanların alacakları sertifika ile maaşları da zamlanacak.
MEZARLIK YÖNETİMİ BÖLÜMÜ DE KURULMUŞTU
Daha önce de AB’ye uyum adına diplomalı mezarcılar yetiştirmek için Erzincan Üniversitesi’nde Mezarlık Yönetimi ve Cenaze İşleri Bölümü kurulmuştu. İnsan kaynakları uzmanlarının görüşleri doğrultusunda hareket ederek, Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde gelecek 20-30 yılda geçerli olacak meslekleri belirleyen Erzincan Üniversitesi bünyesinde, Türkiye’de daha önce hiç görülmemiş, örneği olmayan bir bölüm açılmıştı.
HABER7.COM

Kısa Bilgi :KARABÜK – Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, ‘Üniversiteye giriş sınavında aslında çok şey değişmedi, ben içerik açısından hiçbir şey değişmedi diyorum’ dedi…

KARABÜK – Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, ‘Üniversiteye giriş sınavında aslında çok şey değişmedi, ben içerik açısından hiçbir şey değişmedi diyorum’ dedi.
Yarımağan, Karabük Üniversitesi Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz Konferans Salonu’nda lise öğrencileri, rehber öğretmenler ve okul müdürlerine yeni sınav sistemi hakkında bilgiler vereceği toplantı öncesi gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Yeni sınav sistemiyle ilgili bilgilendirmelerde bulunduğunu, şimdiye kadar 10 kentte benzer toplantıları düzenlediğini ifade eden Yarımağan, şöyle konuştu:
‘Sınavla ilgili bizim için bilinmeyen yok ama insanların kafasında bazı soru işaretleri kalabiliyor. Onları yanıtlıyoruz. Üniversiteye giriş sınavında aslında çok şey değişmedi, ben içerik açısından hiçbir şey değişmedi diyorum. İçeriği aynı, bir uygulama farklılığı var. İşte bir sınav yerine üç sınav, daha fazla soru, herkes kendi ilgilendiği alanlara girecek. Soru kitapçıklarını ayırıyoruz. Değişikliklerin hepsi uygulamayla ilgilidir. Amacımız da seçme ve yerleştirmeyi daha iyi yapabilmektir.’
Prof. Dr. Yarımağan, alan dışı yerleştirmelerle ilgili olarak Yükseköğretim Kurulu’nun aldığı karar gereği katsayıların birbirine çok yaklaştığını belirterek, şöyle devam etti:
‘Böyle olduğu için de alan dışı programlara yerleşme eskisine göre çok kolaylaştı. Örneğin, sosyal bilimcinin fen bilimlerindeki programa girmesi veya endüstri meslek lisesi çıkışlı bir adayın hukuk fakültesine girmesi gibi alan dışı her yer için bu durum geçerli. Bu sadece meslek lisesi olayı gibi değerlendiriliyor ama aslında diğer liseliler de için de var. Düzenlediğimiz toplantılarda öğrencilere ve rehber öğretmenlere yönelik eğitimlerimizde kılavuzda olan bilgileri özetleyerek anlatıyoruz. Belirli yerlerini vurgulayıp yorumlar yapıyoruz.’

Cep Programları - Klip İzle - Duyurgaç Blog - İlan Sitesi - Staj