Kısa Bilgi :Bölgede 10 firma 45 balonla hizmet veriyor. Yaz aylarında müşteri sayısının artması nedeniyle bazı firmalar kiraladıkları balonları da kullanıyor.

Türk Hava Kurumunun dönem dönem düzenlediği balon …

Bölgede 10 firma 45 balonla hizmet veriyor. Yaz aylarında müşteri sayısının artması nedeniyle bazı firmalar kiraladıkları balonları da kullanıyor.

Türk Hava Kurumunun dönem dönem düzenlediği balon pilotu kursuna katılanlar, 22 saatlik eğitim uçuşunun ardından tecrübeli bir balon pilotunun denetiminde 170 saat ticari uçuş yaptıktan sonra Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden onaylı ticari balon pilotu uçuş belgesi alabiliyor. Balonları sadece sertifikalı pilotların kullanmasına izin veriliyor.

Özel bir firmanın uçuş koordinatörü Metin Kayhan, balon turlarının her geçen yıl daha fazla ilgi gördüğünü söyledi.

Balon turlarına katılanlardan 150 ile 230 avro ücret alındığını,grup indirimi de yapıldığını ifade eden Kayhan, şöyle konuştu:

”Balon turlarına 2008 yılında 120 bin kişi katılmıştı. 2009 yılında bu sayı 150 bine ulaştı. Bölgeye gelen yabancı turistler, balon turlarına büyük ilgi gösteriyor. Turistleri kaldıkları otellerden cip ve minibüslerle uçuş bölgesine getirip kahvaltı ikramından sonra balonla uçuruyoruz. 1 saat süren kısa turlar için 150 avro, 1.5 saat süren uzun turlar için ise 230 avro ücret alınıyor. Turistlere grup indirimi de yapılıyor.”
Kayhan, genelde Göreme beldesinden kalkan balonların rüzgar yönüne göre Zelve, Paşabağları veya Uçhisar yakınlarına indiğini belirterek, ”İniş yapıldıktan sonra tura katılanlara şampanya ikram edip uçuş sertifikası veriyoruz. Balon turlarına katılanların yüzde 95′i yabancı turistler. Yerli turistler fiyatlarımızı biraz pahalı buluyor” dedi.

İngiltere, İspanya ve Rusya’dan ithal edilen balonlarla düzenlenen turlara katılanlar, sabah güneşin doğmasına yakın saatlerde havalanıp Kapadokya bölgesinin eşsiz peri bacalarını ve ilginç yeryüzü şekillerini havadan izleme imkanı buluyor. Balonlar, büyüklüklerine göre 3-36 yolcu taşıyabiliyor. Balon turlarına ilginin artırılması için zaman zaman balonda nikah kıyılması, balon pilotunun ”Noel Baba” kıyafeti giymesi, yılbaşında balonda dansöz oynatılması gibi değişik etkinlikler de düzenleniyor.

Kısa Bilgi :Türkiye’nin 6. Opera ve Balesi olan Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü turizmcileri harekete geçirdi.

Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Mersin’den sonra 6. Samsun’da açılan Devlet…

Türkiye’nin 6. Opera ve Balesi olan Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü turizmcileri harekete geçirdi.

Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Mersin’den sonra 6. Samsun’da açılan Devlet Opera ve Bale Müdürlüğünün 19 Mayıs’ta başlayan faaliyetleri, kısa süre içinde kentin kültür ve sanat hayatına renk katmaya başladı.

Karadeniz Bölgesi’ndeki tek Devlet Opera ve Balesi Samsun’un kültür sanat hayatına renk katarken Samsunlu turizmcileri de harekete geçirerek bölgede ”opera ve bale” turizminin başlamasına yol açtı.
Turizm şirketi sahibi ve Samsun Turizmciler Derneği Başkanı Mustafa Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada Samsun’da opera ve balenin açılmasının Samsunlu turizmciler için de oldukça önemli bir fırsat olduğunu söyledi.

Kültür ve sanat turizminin, bu alanda önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Yavuz, şunları kaydetti:
”Biz de bunu değerlendirebilmek açısından Samsun civarındaki Ordu, Amasya, Çorum, Giresun gibi illerdeki sanatseverleri Samsun Devlet Opera ve Balesi’nin programlarına getirebilmek için tur programları düzenledik. Bir gece konaklamalı turlar. Grubu bulunduğu yerden alıp hem Samsun’un gezilmesini, hem akşam etkinliğinin yapılmasını, hem de Samsun’da bir akşam konaklamalarını sağlayarak Samsun’a turizm konusunda katkıda bulunmaya çalışıyoruz.”

Düzenledikleri turlara önümüzdeki dönemde yoğun ilgi olmasına beklediklerini belirten Yavuz, çevre illerde ilgili yerlere Samsun Devlet Opera ve Balesi’nin aylık programlarını ve kendi tur programlarını gönderdiklerini, çalışmaların sezon boyunca süreceğini kaydetti.

Samsun’da alış veriş imkanının yanı sıra görülüp gezilebilecek yerlerin de olduğuna işaret eden Yavuz, Bandırma Vapuru, Gazi Müzesi, Amisos Tepesi’nin bunlardan bazıları olduğuna işaret etti.
Bu arada, geçen sezon Giselle, Opera Opera Dedikleri, Aşk İçin, Üç Bale, Saraydan Kız Kaçırma gibi eserleri sahneleyen, bu sezon ise perdelerini Kamelyalı Kadın ile açan Samsun Devlet Opera ve Balesi sezon boyunca geçen yılki eserlerle birlikte yeni eserleri sanatseverlerle buluşturmaya devam edecek.

Kısa Bilgi :İran’ın Şiraz kentinde işletmesini aldığı 200 yataklı oteli 2010 yılında hizmete açacak Dedeman, 30 yıllık İslam rejiminin otelcilik alanında ilk yabancı ve Türk markası oldu.

Antalya, Muğla ve Gaz…

İran’ın Şiraz kentinde işletmesini aldığı 200 yataklı oteli 2010 yılında hizmete açacak Dedeman, 30 yıllık İslam rejiminin otelcilik alanında ilk yabancı ve Türk markası oldu.

Antalya, Muğla ve Gaziantep’in de aralarında yer aldığı güney bölgesinden sorumlu bölge müdürü Tayfun Döşkaya, 2010 yılında Azerbaycan’ın başkenti Bakü ve İran’ın Şiraz kentinde iki otelin işletmesini üstleneceklerini söyledi.

Dedeman Otelcilik olarak İran’a girmenin büyük önem taşıdığını belirten Döşkaya, Şiraz’daki 200 yataklı otel için çok sayıda uluslararası markanın başvuruda bulunduğunu ve bir Türk markasının tercih edildiğini vurguladı. Uluslararası standartlardaki otelin gelecek yıl Mart ayında hizmete gireceğini dile getiren Döşkaya, Dedeman’ın İslam rejimindeki İran’a 30 yıl sonra giren ilk yabancı ve Türk otel teşebbüsü olacağına dikkati çekti. Döşkaya, şunları söyledi:

”30 yıl sonra ilk kez yabancı bir marka İran’a giriyor. Bu Türk markasıdır. Dedeman olarak orada olmamız çok önemli. Suriye’deki otellerimizin başarısı, yöneticilerimizin son derece duyarlı, kurallara ve geleneklere saygılı olması ve hizmet standardımızın yüksek seviyesi, bu sonucu getirdi. Şiraz’daki otelimiz, standartları yüksek, uluslararası seviyede 200 yatak kapasiteli olacak. İran’a, Dedeman markası giriyor. Bürokrasiyi, profesyonel yönetim anlaşmasıyla aştık. 1966 yılında ilk otelimizi açtığımızı söyledik. Yaygın zincir olmamızın rahatlığı bize bu olanağı getirdi. Bizi seçmelerindeki en büyük nedenlerden biri, kültürlerine en yakın ve bulunmuş olduğumuz platformda en iyi olmamızdır.” Döşkaya, Bakü’deki otelin de 360 yatak kapasiteli olacağını kaydetti.

YÖNETİM ANLAŞMASI

Dedeman Grubu’nun Türkiye ve dünyadaki 22 otelde 8 bin 987 yatak kapasitesine sahip olduğunu belirten Döşkaya, grup bünyesinde 3 bin çalışan bulunduğunu vurguladı. Beş yıl önce alınan stratejik kararla yönetim anlaşması modeliyle büyümeyi hedeflediklerini dile getiren Döşkaya, Dedeman’a isim hakkı vermek isteyen birçok işletme bulunduğunu söyledi.

Dünyadaki sayılı otellerin de aynı modelle büyüdüğünü ifade eden Döşkaya, ”Sadece ismimizi koyarak bilgi ve becerimizi pazarlıyoruz” dedi. Dedeman’ın Türkiye’de yönetim anlaşması modelini uygulayan ilk zincir olduğuna dikkat çeken Döşkaya, yurt dışında 8 oteli aynı modelle işlettiklerini kaydetti.

Kısa Bilgi :Hüzünlü dizelerin hayat bulduğu bereketli topraklardayız. Ağalara karşı direnen İnce Mehmet şimdi de karşımıza çıkar mıydı? Ya da alyazmalı Asya ile İlyas bitmemiş türkülerini anlatır mıydı? Burası bi…

Hüzünlü dizelerin hayat bulduğu bereketli topraklardayız. Ağalara karşı direnen İnce Mehmet şimdi de karşımıza çıkar mıydı? Ya da alyazmalı Asya ile İlyas bitmemiş türkülerini anlatır mıydı? Burası bitmemiş türkülerin, yanık aşıkların memleketi… “Bu alemde bir noktayım. Yıldızlardan uzaktayım. Bir bilinmez duraktayım. Ben bende değilim bugün” diyor Aşık Feymani… Cahit Berkay’ın Alyazmalım’ındaki notalar, Karatepeli kadınların tezgahında ilmek oluyor.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Kısa Bilgi :İlçede dün etkili olan fırtına yerini güneşli havayı bıraktı. Hava sıcaklığının 22 derece ölçüldüğü Bodrum’un Paşatarlası ve Kumbahçe sahilinde turistler denize girip, güzel havanın tadını çıkardı. Ba…

İlçede dün etkili olan fırtına yerini güneşli havayı bıraktı. Hava sıcaklığının 22 derece ölçüldüğü Bodrum’un Paşatarlası ve Kumbahçe sahilinde turistler denize girip, güzel havanın tadını çıkardı. Bazı turistler ise kent merkezinde yürüyüş yapıp kafelerde oturdu.

Bu arada, Bahama bayraklı lüks yolcu gemisi Azamara, Bodrum’a geldi. Bodrum Gemi Yanaşma İskelesi’ne demirleyen 190 metre uzunluğundaki gemiden inen turistler sahilde yürüyüş yaptı.

FIRTINA SONRASI BODRUM SAHİLİ

Bodrum’da yaşanan fırtına sonrası dalgaların restoranların önüne getirdiği kum ve yosunlar sahildeki işletme sahipleri ve belediye ekiplerince temizleniyor. İşletme çalışanları kürekler yardımıyla yosun ve kumları temizlerken belediye ait bir dozerde Kumbahçe sahilinde biriken yosunları temizliyor.

Kumbahçe sahilindeki bir işletmenin yöneticisi Ümit Berber, fırtına nedeniyle denizden gelen kum ve yosunların restoranın içine kadar girdiğini söyledi. Kum ve yosunları kürekler yardımıyla temizlediklerini belirten Berber, ”Şimdi masa ve sandalyeleri dışarı çıkarmaya başladık. Belediyenin kepçesi de kumları çekecek. Tahmin ediyorum yarın her şey normale döner” dedi.

Kısa Bilgi :D oğu’da bazı iller karla kaplı iken dünyaca ünlü turizm beldesi Side’de yazdan kalma günler yaşanıyor. Hava sıcaklığı 26 dereceyi bulunca bazı turistler Side Plajı’nda dağa yürüyüşü yaparken bazıları …

Doğu’da bazı iller karla kaplı iken dünyaca ünlü turizm beldesi Side’de yazdan kalma günler yaşanıyor. Hava sıcaklığı 26 dereceyi bulunca bazı turistler Side Plajı’nda dağa yürüyüşü yaparken bazıları da denize girmeyi tercih etti.

Side Tropical Hotel Sahibi Mustafa Kaya, Orta Avrupa ve İskandinav ülke turistlerinin güneşli havada şezlonglara uzanarak güneşlendikten sonra denize girdiğini söyledi. Geçtiğimiz günlerde sağanak yağılın ardından 3 gündür Side’de güneşli havanın hakim olduğunu belirten Kaya, otellerinde kalan turistlere günlük meteorolojik durumla ilgili bilgilendirme yaptıklarını söyledi.

Kaya, “Turistler, zaten bu mevsimde Side’ye güneşlenmeye geliyor. Özellikle İskandinav turistler güneşli havaya hasret olduğu için, plajda uzun süre güneşlenmeyi çok seviyor. Orta Avrupa ve İskandinav ülkelerinin çoğunda havalar soğuduğu için yaşlı turistler evinden çıkamıyor. Side’de ise denize giriyor. Side’de 3 gündür yazdan kalma günler yaşıyoruz. Van’da bazı köy yolları kardan kapanırken, Side turistler denize giriyor.” diye konuştu.

Almanya’nın Kuzey Ren Westfalya Eyaleti Duesseldorf şehrinden 10 günlük tatil için ailece Side’ye geldiklerini belirten göz doktoru Erika Hensel de 3 gündür güneş yüzünü gösterince ailecek denize girdiklerini ifade etti.

Güneşli hava sayısı fazla olursa Side’de tatillerini 10 günden 20′ye çıkaracaklarını belirten Hensel, denize girdikten sonra şezlonglarda uzanarak Almanca roman okumayı çok sevdiğini kaydetti.

Kısa Bilgi :Türkiye ile Suriye arasında vizenin kaldırılması iki ülke arasındaki tur organizasyonu düzenleyen şirketlerin sayısını da artırdı. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Genel Başkanı Başaran Ulu…

Türkiye ile Suriye arasında vizenin kaldırılması iki ülke arasındaki tur organizasyonu düzenleyen şirketlerin sayısını da artırdı. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Genel Başkanı Başaran Ulusoy, vize uygulamasının kaldırılmasıyla birlikte Türkiye’den Suriye’ye yapılan turlarda yüzde 15 artış yaşandığını kaydetti.

Türkiye’nin Suriye ile yıllardır yaşadığı sorunları çözmek için attığı adımlar ve diyalog süreci meyvelerini vermeye başladı. İki ülkenin ekonomik işbirliğini geliştirme çalışmaları kapsamında Eylül ayı ortalarında Dışişleri bakanları düzeyinde önemli bir karar alındı. Yapılan görüşmeler sonunda iki ülkeye 180 gün içinde 90 günü geçmeyen gidiş-gelişlerde vize uygulaması kaldırıldı. Bu kararın ardından iki ülke arasında yapılan turlara ilgi ciddi anlamda arttı.

Konya’da faaliyet gösteren Rıza Turizm’in Müdürü Seyit İbrahim Durmuş, vizenin kaldırılmasıyla birlikte tur taleplerinin arttığını kaydetti. Durmuş, Suriye seyahatlerinde fiyatların düştüğünü belirterek, “Vize kalkmadan önce 3 günlük tur fiyatımız 250 dolar idi. Şimdi bu fiyat 230 dolara düştü. Artık kişi başı 25 dolar vize ücreti ödenmediği için insanlar daha sık geziye katılıyor.”

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Genel Başkanı Başaran Ulusoy da vize uygulamasının kaldırılmasının iki ülke arasındaki karşılıklı turizm ilişkilerine çok olumlu yansıdığını ifade etti. Bu gelişmenin Suriye ile sınırlı kalmayacağına dikkat çeken Ulusoy, Mısır, Ürdün ve Lübnan gibi ülkelere de turların hızlanmasına katkı yapacağını aktardı. Ulusoy, bölgedeki turizm hareketliliği hakkında şu bilgileri verdi: “Karşılıklı vize uygulamasının kaldırılmasıyla yüzde 15 civarında bir artış yaşandığı doğrudur. Vizenin kaldırılması Türkiye ve Suriye arasında olsa da daha geniş kapsamlı bir etki alanına sahip olabilir. Elbette ki büyüyen talep, daha marjinal ve farklı taleplerin de ortaya çıkmasına neden olacaktır. 3- 4 hatta Lübnan’ı da katarak 5 ülkeli turlara olan talep zamanla mutlaka artacaktır. Bu doğrultuda bölgesel turizm işbirliği çalışmalarının bu ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi bölge ülkelerinin çıkarına olacaktır diye düşünüyoruz.”

Başaran Ulusoy, Suriye’den gelen tur sayılarında da önemli bir artış yaşandığına dikkat çekerken, Hatay, Gaziantep ve Adana illerine yönelik günübirlik ya da konaklamalı tur paketlerine yoğun bir talep olduğunu bildirdi. Bu gelişmeyi ‘talep patlaması’ olarak değerlendiren Ulusoy, bunun artarak devam etmesini bekliyor.

Kısa Bilgi :Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Akyaka beldesinde, bin 200 metre uzunluğunda, doğal akvaryum görünümündeki Kadın Azmağı Deresi’nde bulunan tekne bağlama yerlerinin kaldırılacağı bildirildi.

Akyaka Bel…

Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Akyaka beldesinde, bin 200 metre uzunluğunda, doğal akvaryum görünümündeki Kadın Azmağı Deresi’nde bulunan tekne bağlama yerlerinin kaldırılacağı bildirildi.

Akyaka Belediye Başkanı Ahmet Çalca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Akyaka Kadın Azmağı’nın AB’nin desteklediği Kısa ve Orta Vadeli Öncelikli Çevresel Eylem Programı (SMAP) çerçevesinde Muğla Valiliği, Akyaka Belediyesi, Ula Kaymakamlığı ve Muğla Üniversitesiyle bitki çeşitliliği ve doğal yapı konusunda yapıyla ilgili araştırmalar sonucunda koruma ve kullanma esaslarının oluşturulduğunu söyledi.

Oluşturulan 20 maddenin Anıtlar Kurulunca onaylandığına işaret eden Çalca, şöyle konuştu:
”Özel Çevre Koruma Kurumunun onayıyla kararlar yürürlüğe girecek. Balıkçılar barınağının ön tarafındaki köprüden yukarıya tekne bağlama yerlerinin hepsi kaldırılacak. Azmak turu, tekne faaliyeti yapan tur teknecileri kokulu yiyecek ve balık ekmek satışı yapmayacak. Tekne bağlama yerleri, teknelerin sınıflarına göre sınırlandı ve yerleri belirlendi. Tekne çekek yeri olarak kullanılan alan, gezi parkuru ve ziyaretçilerimizin günübirlik gezi alanı olarak kullandığı mesire yeri şeklinde düzenlenecek. Kadın Azmağı, koruma kullanma esaslarına göre sürdürülebilir kalkınmaya örnek teşkil edecek. Anıtlar Kurulunun onayladığı bu plan hükümlere göre kullanıcıları bilgilendirdik ve düşüncelerini aldık. Esas amacımız, Kadın Azmağı’nı ziyaret edenlere buranın her zaman temiz bir ziyaret parkuru olduğunu göstermek ve geleceğe taşımak.”

Kadın Azmağı’nın kenarındaki işletmelerin azmağa zarar vermeyeceğini ve kirletmeyeceğini kaydeden Çalca, şunları söyledi:

”Azmak kenarındaki işletmelerin kanalizasyon ve foseptiklerle ilgili sorunları vardı. Özel Çevre Koruma Kurumundan sağladığımız kaynakla yaklaşık bin 600 metre ek ikinci etap kanalizasyon hattı döşedik. Ayrıca buranın foseptiğini aldık. Hem azmakta hem de sahilimizde toplam koliform ve fekal koliform sıfıra yakın dereceye kadar düştü. Geçtiğimiz 2 yıl bu nedenle sahilimizde mavi bayrağımız mevcut. Önümüzdeki yıl mavi bayrağı alabilecek kriterler oluşmuş durumda.”

”MAVİ TUR TEKNELERİ KONTROL ALTINDA”

Gökova Körfezi’nde mavi yolculuk yapan teknelerin atıklarının lisanslı firmalara verilmesi zorunluluğu bulunduğunu bildiren Çalça, şöyle konuştu:

”Akyaka Belediyesi olarak arıtma tesisimize foseptik alım üniteleri oluşturduk. Herhangi bir tekne Akyaka Belediyesi sınırlarına geldiğinde foseptiğini arıtmamıza boşalttıktan sonra, belediyemizden boşalttığı miktar kadar makbuzu kesilerek teslim edilmektedir. Bunun daha yaygın bir şekilde önümüzdeki günlerde ve önümüzdeki yaz sezonunda uygulanmasını talep ediyoruz. Ayrıca mavi yolculuk sonucunda Akyaka’nın bir gezi parkuru haline de gelmiş olması beldeye ayrı bir katma değer yaratacak diye düşünüyorum.”

”YILDA 120 BİN TURİST ZİYARET EDİYOR”

Geçen yıl Akyaka beldesinde yatak sayısının bin 800 olduğunu belirten Belediye Başkanı Çalca, şunları kaydetti:

”Beldemize gelen ziyaretçi sayısı 43 bin 750 civarındaydı. Bu oranın bu yıl yüzde 20 arttığını düşünüyoruz. Ayrıca Sedir Adası, Çınar Koyu ve günübirlik ziyaretçilerimiz de bu sayıya dahil değil. Akyaka beldesi, alternatif turizm olanaklarıyla gelişen bir bölge. Beldemizin tanıtımlarını bu yönde yapmaya devam edeceğiz. Bodrum ve Marmaris’ten farklı bir vizyonda doğal kaynaklarımızı geleceğe taşıma, sörf, kano, yamaç paraşütü, doğada kuş izleme ve bitki türlerini izleme parkurlarını yenileyip eksikliklerini gidererek önümüzdeki yıl ziyaretçilere daha iyi ortam oluşturmaya çalışacağız. Akyaka beldesini günübirlik ziyaretçilerle birlikte yılda yaklaşık 120 bin turist ziyaret ediyor.”

Gökova Körfezi’ne dökülen Kadın Azmağı Deresi, su samurundan deniz kaplumbağasına kadar onlarca hayvan türü ile bazıları tropikal iklimlerde yetişen farklı bitki türlerine ev sahipliği yapıyor. 20 yıl öncesinde mütevazı bir balıkçı köyü olan Akyaka, Kadın ve Akçapınar azmaklarında yapılan tekne gezileriyle cazibe merkezi haline geldi. Farklı hayvan türleri, bitki yapısının çeşitliliği ve berrak akan suyuyla doğal akvaryumu andıran Kadın Azmağı Deresi’ni turizme açıldığından bu yana, 2 yılda yaklaşık 150 bin yerli ve yabancı turist gezdi.

Kısa Bilgi :Van’ın Gürpınar ilçesindeki tarihi Zernek Kalesi’nin hastalıkları iyileştirdiğine inanan yöre sakinleri, ziyaret ettikleri kaleye, ”bağışlama” düşüncesiyle birer giysi bırakıyor.

Van merkeze bağl…

Van’ın Gürpınar ilçesindeki tarihi Zernek Kalesi’nin hastalıkları iyileştirdiğine inanan yöre sakinleri, ziyaret ettikleri kaleye, ”bağışlama” düşüncesiyle birer giysi bırakıyor.

Van merkeze bağlı 30 kilometre uzaklıktaki Hamurkesen köyüne hakim bir noktada, sarp kayalıklar üzerine kurulu Zernek Kalesi, yöre halkı tarafından hastalıkları iyileştiren kutsal bir mekan olarak biliniyor.
Kaleyi ziyaret eden hastalar, kalenin ibadet yeri olarak kullanılan bölümünde şifa arıyor. Kimi hastalar, kalenin halılarla döşeli bu bölümünde, özellikle yaz aylarında, birkaç gün bekletiliyor. Ziyaretin ardından hasta kişinin üzerinde bulunan bir giysi parçası da kaleye bırakılıyor.

Köy Muhtarı Etem Akın, kalenin yapıldığı döneme ait kesin bilginin bulunmadığını ifade ederek, tarihi eser olarak bildikleri bu kalenin, bazı vatandaşlar tarafından kutsal mekan olarak kabul edildiğini anlattı.

Kaledeki beylerin ibadet yeri olarak kullandıkları bölümün, hastalar tarafından ziyaret edildiğini bildiren Akın, kimi vatandaşların da zihinsel engelli olan hastaların ellerini ve ayaklarını bağlayarak birkaç gün bu odada beklettiğini söyledi.

Muhtar Akın, kalenin sadece yöre halkı tarafından değil, Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen vatandaşlarca da ziyaret edildiğini belirterek, bu ziyaretçilerin şifayı kalede aradıklarını vurguladı.

Ziyarete gelen vatandaşların buraya bir giysi parçasını bıraktığını da anlatan Akın, ”giysiler imam kararıyla toplatılıyor. Fakirlere dağıtılıyor” dedi.

Kalenin büyük bölümünün yıkıldığını, kopan taşların kale eteğindeki evler açısından tehlike oluşturduğunu bildiren Akın, güçlendirme ve onarım çalışması için ilgili yerlere müracaat ettiğini ancak herhangi bir sonuç alamadığını anlattı.

Yörede geçen yıl araştırma yapan Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Dündar Ali Kılıç ise Zernek Kalesi’nin, Hakkari ve Van çevresinde yaşayan Abbasi beylerinden İbrahim Han Bey’in oğlu Beşaret Bey tarafından 16. yüzyılda yaptırıldığını belirtti.

”Zernek” kelimesinin, Farsça’da ”altın” anlamına geldiğini anlatan Kılıç, kalede daha sonra yaşayan Beşaret Bey’in oğullarından Beyazıt Han ve eşi Hanımzade’nin adının evliyalar arasında yer aldığını, bu nedenle yöre halkının kaleyi kutsal olarak kabul ettiğini vurguladı.

Özellikle Hanımzade’nin ibadet ettiği bölümün yöre halkı tarafından ziyaret edildiğini bildiren Kılıç, kalenin büyük bölümünün yıkıldığını sadece burç kısmının ayakta kaldığını kaydetti.

Kısa Bilgi :Kocaeli’nin turizm merkezi Kartepe’de yolun zirveye yakın bölümlerinde heyelana bağlı çökmeler meydana geldi.

The Greenpark Otel Medya İletişim Koordinatörü Birol Aydın, aşırı yağışlar nedeniyle Ma…

Kocaeli’nin turizm merkezi Kartepe’de yolun zirveye yakın bölümlerinde heyelana bağlı çökmeler meydana geldi.

The Greenpark Otel Medya İletişim Koordinatörü Birol Aydın, aşırı yağışlar nedeniyle Maşukiye ile otel arasında kalan 18 kilometrelik yolun özellikle zirveye yakın bölümlerinde heyelana bağlı çökmeler meydana geldiğini, önlem alınmadığı takdirde yolun araç trafiğine kapanabileceğini bildirdi.

Yolun Türkiye’de pek az yerde uygulanan beton üzerine asfalt serilerek yapıldığını, bunun da maliyeti oldukça yükselttiğini ifade eden Aydın, heyelanlar sonucu bazı bölümlerde yolun altının boşaldığını bu nedenle asfaltın çatladığını, yol kenarındaki çelik bariyerlerin monte edildiği ayakların açığa çıktığını belirtti.

Kartepe’yi her gün yerli ve yabancı çok sayıda turistin ziyaret ettiğini, kış aylarında yerli turistlerin yanı sıra özellikle Hollanda, İtalya, Dubai ve İran’dan çok sayıda turistin bölgeye geldiğini vurgulayan Aydın, şöyle devam etti:

”Bazı yerlerde çökmeler o kadar büyük ki yolun altı 3, 4 metre oyulmuş durumda. Yolun bu bölümlerinin ağır tonajlı araçların geçişi sırasında tamamen çökeceği ve büyük bir felaket yaşanacağı endişesini taşıyoruz.Yolda her ne kadar kar ve buzlanmaya karşı çalışma yürütülse de zaman zaman buzlanmanın önüne geçilemiyor. Böyle durumlarda kayan araçların heyelanlar nedeniyle bariyerler işlevsiz kaldığı için şarampole yuvarlanma riski bulunuyor. Şeritlerin büyük bölümü uzun süredir yenilenmediği için sürücüler özellikle sisli havalarda yolu görmekte güçlük çekiyor.”

Birol Aydın, görevleri olmamasına rağmen riskleri ortadan kaldırıp olası kazaların önüne geçmek amacıyla bir haftadır yolun çökme bulunan bölümlerinde 10 kişilik ekip, 6 kamyon ve iş makinesiyle çalışma yürüttüklerini, çökme bulunan yerlere 300 metreküp beton döktüklerini, 600 ton taş döşediklerini anlattı.

Kartepe’nin Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden olduğuna, İstanbul’a en yakın kış sporları merkezi olması dolayısıyla özellikle hafta sonları yoğun turizm hareketi yaşandığına dikkati çeken Aydın, yolda başta heyelanlar olmak üzere yaşanan sorunların çözümü için ilgililerin desteğini beklediklerini kaydetti.

Kısa Bilgi :Manisa’nın Saruhanlı ilçesine bağlı Alibeyli beldesi yakınlarında tarihi eser kaçakçılarının yaptığı kazılarda saray kalıntısına rastlandı.

Alibeyli Ovası’nın ortasında bulunan ve Örentepe olarak a…

Manisa’nın Saruhanlı ilçesine bağlı Alibeyli beldesi yakınlarında tarihi eser kaçakçılarının yaptığı kazılarda saray kalıntısına rastlandı.

Alibeyli Ovası’nın ortasında bulunan ve Örentepe olarak anılan bölgenin tarihi eser kaçakçılarının sık uğradığı mekan haline geldiği, burada yapılan kaçak kazılarda ortaya birçok eser çıkarıldığı öğrenildi.
Alibeyli Belde Belediye Başkanı Haşim Yener Bilir, Örentepe mevkisinde tarihi eser kaçakçılarının kaçak kazı yaparken ortaya çıkardığı eserlerin tarihte bölgede bir saray bulunduğuna işaret ettiğini, bölgedeki yaşlıların da bunu doğruladığını bildirdi.

Alibeyli Ovası’nın ortasında Örentepe olarak anılan suni tepe bulunduğunu, tarihi eser kaçakçılarının burada sürekli kazı yaptığını ifade eden Bilir, şöyle konuştu:

”Ovanın tam ortasında böyle bir tepe olması zaten mantıksız. Bunun eskiden insan gücüyle yapıldığı tahmin ediliyor. Doğal olarak bu tepe, tarihi eser kaçakçılarının dikkatini çekiyor ve zaman zaman da kaçak kazı yapılıyor. Kaçak kazı yapan kişilerin toprak altından çıkarıp burada bıraktığı birçok eser var. Hatta o dönemlerde hamam olduğu ifade edilen yapının bir kısmı yıkılmamış duruyor. Burada kesinlikle bir saray olduğunu düşünüyoruz.”

”İNCELEME YAPILMALI”

Haşim Yener Bilir, birçok medeniyete ev sahipliği yapan bölgede tepenin üzerinde yaşayan krala ait bir saray bulunduğuna inanıldığını belirterek, ”Bu konuda elimizde resmi belge ve kaynak yok. Ancak beldemizde yaşayan yaşlı vatandaşlarımız bunu doğruluyor” dedi.

Söz konusu yerde çalışma yapılması doğrultusunda Manisa Kültür ve Turizm Müdürlüğünden yardım isteyeceklerini, gerekirse bölgenin sit alanı ilan edilmesini talep edeceklerini bildiren Bilir, eski medeniyetlere sahip çıkıp korumanın görevleri arasında bulunduğunu kaydetti.

Örentepe mevkisinde arazisi bulunan Fatma İnce (67) ise babasından eskiden bu tepede bir saray olduğunu öğrendiğini ifade ederek, ”50 yıldan bu yana tarlayı işliyoruz. Eskiden babam anlatırdı. Buradaki tepenin tam üzerinde padişahın sarayı varmış. Ancak biz korktuğumuz için hiçbir gün elimize kazma kürek alıp tapulu yerimizi kazmayı düşünmedik. Ancak tarihi eser kaçakçıları burayı sürekli kazıyor” dedi.

”SARAYLAR VAR”

Manisa Kültür ve Turizm Müdürü Erdinç Karaköse de resmi kayıtlara göre Alibeyli beldesinde 2 saray olduğunu ancak bunların yerlerinin bilinmediğini ifade ederek, Kültür ve Turizm Bakanlığının onayıyla burada inceleme ve kazı yapabileceklerini bildirdi.

Karaköse, Alibeyli beldesinde kalıntıları bulunan sarayın ve bu beldeye 10 kilometre uzaklıkta olan Büyükbelen beldesinde yerin altındaki antik kentin Salihli’deki Sart harabelerinin uzantısı olabileceğini belirtti.

Kısa Bilgi :Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) tarafından Kaş bölgesinde Sanal Sualtı Müzesi oluşturulması için başlatılan çalışmalar sürüyor.

SAD Genel Sekreteri Güzden Varinlioğlu, dernek olarak 2006′da Sana…

Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) tarafından Kaş bölgesinde Sanal Sualtı Müzesi oluşturulması için başlatılan çalışmalar sürüyor.

SAD Genel Sekreteri Güzden Varinlioğlu, dernek olarak 2006′da Sanal Sualtı Müzesi çalışmalarına başladıklarını hatırlatarak, arkeolojik çalışmalarının Kaş bölgesinde devam ettiğini bildirdi.

Bu yıl Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle 22 noktada yürütülen çalışmalarda, 100′e yakın bölgede 500′e yakın arkeolojik malzeme bulunduğunu kaydeden Varinlioğlu, bunların arasından 5 önemli batık bölgesi bulan SAD’ın akademik çalışmalara da başladığını vurguladı.

Varinlioğlu, suyun altındaki malzemelerden arkeolojik verileri alıp topladıklarını ve bunları ”Sanal Müze” sistemi altında internet ortamında yayına hazır hale getirdiklerini ifade ederek, çok kısa süre içerisinde, ”www.sanalmuze.org.tr” ve ”www.sad.org.tr” adreslerinden erişimin sağlanacağını sözlerine ekledi.

Kısa Bilgi :Antalya, 2011 yılında 12.’si düzenlenecek olan Uluslararası Doğa Sporları Olimpiyatları’na ev sahipliği yapacak.

Türkiye Çevre ve Doğa Sporları Federasyonu ve Alabanda Turizm işbirliğinde Muratpaş…

Antalya, 2011 yılında 12.’si düzenlenecek olan Uluslararası Doğa Sporları Olimpiyatları’na ev sahipliği yapacak.

Türkiye Çevre ve Doğa Sporları Federasyonu ve Alabanda Turizm işbirliğinde Muratpaşa Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olimpiyatların tanıtım kokteyli Muratpaşa Belediyesi’nde yapıldı.
Kokteyle Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, Muratpaşa İlçe Kaymakamı Fatih Kocabaş, Uluslararası Halk Sporları Birliği Başkanı Josef Gigl, Türkiye Çevre ve Doğa Dostu Sporları Federasyonu Başkanı Feridun Tabur ile İtalya, Lüksemburg, Fransa ve Japonya’dan temsilciler katıldı.

Muratpaşa Belediyesi hizmet binasının fuaye alanında gerçekleştirilen kokteylde konuşan Süleyman Ecilmen, 12. Uluslararası Doğa Sporları Olimpiyatları’nın 19-23 Ekim 2011 tarihlerinde Antalya’da düzenleneceği bilgisini verdi.

Geçmiş yıllarda kendisinin de yarışmacı olarak katıldığı Doğa Sporları Olimpiyatları’nın önemine dikkat çektiği konuşmasında Evcilmen, “Şehrimizin altyapısını, 2011 gerçekleştirilecek olimpiyatlara kadar hazır hale getireceğiz. Bugüne kadar yapılan diğer olimpiyatlardan bir hatta 2 gömlek üstün bir olimpiyat düzenlemeyi amaç edindik.” diye konuştu.

Büyükşehir Belediyesi ve Muratpaşa Kaymakamlığı ile ortak hareket ettiklerini anlatan Evcilmen, olimpiyatlarda dünyanın değişik ülkelerinden 50 bin insanı misafir edeceklerini dile getirdi.
Uluslararası Halk Sporları Birliği Başkanı Josef Gigl de olimpiyatların Antalya’da düzenlenecek olmasının katılımı arttıracağına inandığını ifade etti.

Kısa Bilgi :Bursa’da, tatilcileri dolandırdıkları iddiasıyla haklarında dava açılan ve toplam 10 bin yıla kadar yargılanan 6 sanık beraat etti. Sanıkların “99 Euro’ya 4 gece tatil” kampanyasıyla 360 kişiyi doland…

Bursa’da, tatilcileri dolandırdıkları iddiasıyla haklarında dava açılan ve toplam 10 bin yıla kadar yargılanan 6 sanık beraat etti. Sanıkların “99 Euro’ya 4 gece tatil” kampanyasıyla 360 kişiyi dolandırdıkları öne sürülüyordu.

Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, her bir ayrı olaydan 5 yıl olmak üzere 360 ayrı kişiyi dolandırdıkları iddiasıyla toplam 10 bin 800 yıl hapisleri talep edilen 6 sanık için karar çıktı. Davanın son duruşmasına sanıklardan sadece İ.A.E. katılırken Cumhuriyet savcısı, şirketin iflası sebebiyle bu durumun yaşandığını, suçtan zarar görenlerin mağduriyetinin giderilmiş olmasını göz önünde bulundurarak her bir sanığın beraatlerini talep etti. Savcının mütaalasını değerlendiren mahkeme heyeti 6 sanığın da beraatine karar verdi.

Kısa Bilgi :Kapadokya Turistik İşletmeciler Derneği (KAPTİD) Genel Sekreteri Nazif Demir, Kurban Bayramı tatilini Kapadokya’da değerlendirmeyi planlayan yerli tatilcileri erken rezervasyon yaptırmaları konusunda …

Kapadokya Turistik İşletmeciler Derneği (KAPTİD) Genel Sekreteri Nazif Demir, Kurban Bayramı tatilini Kapadokya’da değerlendirmeyi planlayan yerli tatilcileri erken rezervasyon yaptırmaları konusunda uyardı.

Demir, Kapadokya’da havaların soğumasına rağmen yabancı turist trafiğinin devam ettiğini, bu nedenle Kurban Bayramı tatilini Kapadokya’da değerlendirmeyi planlayan yerli tatilcileri erken rezervasyon yaptırmaları gerektiğini söyledi.

Demir, ”Kapadokya’da kış sezonu olmasına rağmen uzak doğulu, Amerikalı, İspanyol, İtalyan yoğunluğu var. Bu nedenle Kurban Bayramı tatillerini Kapadokya’da geçirmeyi planlayan tatilciler, erken rezervasyon konusunda ellerini çabuk tutmalılar” dedi.

Rezervasyonların başladığını ve muhtemelen satışların bu hafta tamamlanacağını bildiren Demir, erken rezervasyon yaptırmayan tatilcilerin konaklama konusunda sorun yaşayabileceklerini ifade etti.

Kurban Bayramı tatili için, özellikle İstanbul, Ankara, İzmir illerinden yoğun talep aldıklarını belirten Demir, ”Bu hafta satışlar tamamlanır. Ancak iç pazardaki turistlerimize biraz erken davranmalarını, erken rezervasyon için acenteleri ile görüşmelerini tavsiye ediyoruz. Çünkü yoğunluk halen devam ediyor. O nedenle son dakikaya kalmak konaklama konusunda sıkıntılar doğurur” diye konuştu.

Kısa Bilgi :Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Belediye ve İl Özel İdaresi kaynakları kullanılarak tarihi Kapalıçarşı’nın röleve ve uygulama proje ihalesinin gerçekleştirildiğini belirterek, ihaleyi alan firma…

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Belediye ve İl Özel İdaresi kaynakları kullanılarak tarihi Kapalıçarşı’nın röleve ve uygulama proje ihalesinin gerçekleştirildiğini belirterek, ihaleyi alan firmanın ön çalışmalara başladığını bildirdi.

Demir, 1461 yılında kurulan Kapalıçarşı’nın dünyanın ilk alışveriş merkezi olma özelliğini taşıdığını söyledi.

Demir, Kapalıçarşı’nın günümüzde de ticari ve kültürel özelliğini koruduğunu belirterek, ”Ancak Kapalıçarşı’ya şimdiye kadar gerek mülk sahipleri, gerekse kiracılar ile hiçbir kurum ve kuruluş tarafından müdahale edilmemiş, kendi kaderine terk edilmiş.” dedi.

Tarihi eserlerin sağlıklı bir şekilde gelecek kuşaklara aktarılması için çalıştıklarını anlatan Demir, Kapalıçarşı’nın korunmasına yönelik bir yol haritası hazırladıklarını anlattı.

Mustafa Demir, Kapalıçarşı’da yönetim, güvenlik, ısıtma, enerji, su, doğal gaz gibi konularda sorunların yaşandığını ifade ederek, ”Bu duruma çözüm bulmak için İl Özel İdaresine başvurduk. Belediyemiz ve İstanbul İl Özel İdaresinin kaynakları kullanılarak röleve, restitüsyon ve uygulama proje ihalesi
gerçekleştirildi.” diye konuştu.

Şartnamenin imzalandığını ve ihaleyi kazanan firmanın çalışmalara başladığını belirten Demir, 14 milyon 800 bin TL kaynak ayrılan çalışmaların üç yıl içerisinde bitirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

KAPALIÇARŞI’NIN NÜFUS CÜZDANI ÇIKARILACAK

Demir, yapılacak çalışmalarla Kapalıçarşı’nın mevcut durumunun ortaya çıkarılacağını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Böylece ilk defa çarşının röntgeni alınmış olacak. Çatılardan başlamak suretiyle taşıyıcı sistemleri ve zemini içinde barındıran kapsamlı bir çalışma yapılacak. Bu sayede Kapalıçarşı aynı zamanda nüfus cüzdanına kavuşacak. Yedi yıl öncesine kadar İstanbul’daki selahattin camilerinin hiçbirinin röleveleri yoktu. Bir deprem olması durumunda sadece daha önce çekilmiş resimlerle, varsa daha önce yapılmış görsel kayıtlarla ihya edilebilirlerdi. Ancak şu anda bütün bu camilerin Vakıflar Genel Müdürlüğü vasıtasıyla röleveleri çıkarıldı. Yani camilerin nüfus kütüğü oluştu. Biz de bu çalışmayla Kapalıçarşı’nın nüfus kütüğünü oluşturuyoruz.”

Kapalıçarşı’da geleneksel ticaretin hala devam ettirildiğine işaret eden Demir, ”Usta çırak ilişkisinin bulunduğu Kapalıçarşı’nın detaylarına girdiğinizde, köşelerine, bucaklarına baktığınızda hala geleneksel sanatların icra edildiğini görürsünüz. Burası çok özgün çalışmaların yapıldığı yegane yerimiz. Kapalıçarşı’nın böylesine kültürel ve sanatsal boyutu da var bizim için.” diye konuştu.

KAPALIÇARŞI’NIN SORUNLARI

Mustafa Demir, Kapalıçarşı’nın sorunlarının başında çatı akmasının geldiğini ifade ederek, şöyle devam etti:”Bu Kapalıçarşı’yı çürüten bir durum. 1980 ihtilalinden sonra kubbeler beton dökülmek suretiyle çatı haline dönüştürülmüş ve kiremitle kapatılmaya çalışılmış. Kurşun kubbelerin yerinde kiremit çatılar var şu anda. Son derece kırık dökük, hiç bakılmamış. Ayrıca çatılarda klimaların dış ünitelerinden geçilmiyor. Biz buraya müdahale edeceğiz.”

Çalışmalar kapsamında mülkiyet analizlerini ve tüm bağımsız birim tespitlerini istediklerini ve kullanıcı bilgilerini aldıklarını anlatan Demir, şunları söyledi:

”Hedefimiz çok zor olmakla birlikte 5366 sayılı yasaya dayanarak ve arkadaşlarımızın özel gayretleriyle buldukları bir yöntemle burayı yatay düzlemde kat mülkiyetine kavuşturmak. Yani bütün parsel sahipleri tekrar açıklanacak, tespit edilecek ve tapuya tescilde bir yönetim planı oluşturulacak. Böylelikle bu
röleve projelerinden sonra artık buranın herkesin hukuken uymak zorunda olduğu bir yönetim kurulu oluşacak.”

Kapalıçarşı esnafının fikirlerini almak amacıyla bir araya geldiğini hatırlatan Belediye Başkanı Demir, ”Esnaf burayı ‘Türkiye’nin Wall Street’i’ olarak tanımlıyor. Ticari ve turizm fonksiyonu olmasa Kapalıçarşı ruhunu yitirir” görüşünü dile getirdi.

Kısa Bilgi :Kurban Bayramı tatilini yurt dışında geçirmek isteyenlerin tercihlerini Uzak Doğu turlarından yana kullandığı, yurt içinde ise en çok ilgiyi Kapadokya ile Pamukkale’nin gördüğü bildirildi.

Tur Oper…

Kurban Bayramı tatilini yurt dışında geçirmek isteyenlerin tercihlerini Uzak Doğu turlarından yana kullandığı, yurt içinde ise en çok ilgiyi Kapadokya ile Pamukkale’nin gördüğü bildirildi.

Tur Operatörleri Birliği Platformu Başkanı Cem Polatoğlu, Kasım ayı başından itibaren, yaklaşan Kurban Bayramı için tur organizasyonu satışlarını yapmaya başladıklarını söyledi.Satışlarının henüz beklentilerini karşılayacak seviyede olmadığını, ancak ilginin bayrama yakın artacağını umduklarını ifade eden Polatoğlu, ”Bayram tatilini yurt dışında geçirmek isteyenler genellikle tercihlerini Uzak Doğu’dan yana kullanıyor. Hindistan, Kahire gibi ülkelerde havaların iyi olması nedeniyle şu an denize girilebiliyor. Ayrıca bu ülkeler vize de istemiyor. Bu tarz etkenler Uzak Doğu’ya ilgiyi artıyor” dedi.

Polatoğlu, tercihte, bu ülkelerde yaygın olarak ”domuz gribi” vakalarına rastlanmamasının da etkili olduğunu vurguladı.Kahire’ye 5 günlük turun 300 Avro, Hindistan’a 9 günlük turun 750 Avro, Vietnam’a 9 günlük turun 1450 Avro civarında satıldığını belirten Polatoğlu, uygun fiyatların da Uzak Doğu ülkelerini cazip hale getirdiğini söyledi.

Yurt içinde ise genellikle kültür turlarının tercih edildiğini ifade eden Polatoğlu, popüler sanatçıların katıldığı organizasyon düzenleyenler dışında yıldızlı otellerde Kurban Bayramı tatilini değerlendirmek isteyenlerin sayısının da az olduğunu kaydetti. Kültür turlarında en çok ilgiyi Kapadokya ve Pamukkale’nin gördüğünü anlatan Polatoğlu, yurt içi tur satışlarının beklenilen seviyelerde olduğunu söyledi.

Kısa Bilgi :Turistik geçmişi 60 yıllık olan Oylat, mükemmel doğası ve eşine az rastlanır kaplıca suyu ile yerli turistlerin en fazla tercih ettikleri yerlerin başında geliyor. Günlük 7 bin kişi kapasiteli kaplıca…

Turistik geçmişi 60 yıllık olan Oylat, mükemmel doğası ve eşine az rastlanır kaplıca suyu ile yerli turistlerin en fazla tercih ettikleri yerlerin başında geliyor. Günlük 7 bin kişi kapasiteli kaplıca suyunun bulunduğu Oylat’ta, İnegöl Belediyesi’nin yaptığı çalışmalar dikkat çekiyor.

İnegöl Belediyesi, kaplıca suyu ile tanınan Oylat’ın nitelik olarak oldukça geri durumdaki tesislerini yıkarak yeniliyor. Aşiyan ve Yeni Çağlayan otellerin yapımını tamamlayan Belediye, Oylat’ın yatak kapasitesini de ardırdı. Belediyeye ait tesis ile özel sektörün açtığı toplam 4 tesiste yatak kapasitesi bin 150′den bin 500′e çıktı. Tesislerde, 45 derece sıcaklıkta çıkan kaplıca suyunun, hiçbir işleme tabi tutulmadan direkt vücuda temas etmesi sağlanıyor. Oylat, konumu, temiz çevresi, güzel havası, kafeteryası, geniş park alanı ve eşsiz doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini adeta mest ediyor.

4 mevsim doluluk oranı ile çalışan otellere turist ilgisi her geçen yıl artıyor. 2008 yılında 270 bin kişinin konakladığı Oylat’ta, 2009 yılında konaklayan turist sayısının 300 binlere yaklaşması bekleniyor. Yerli turistlerin ağırlıklı olarak ilgi gösterdiği bölgeye, son yıllarda yabancı turistlerin de yoğun talebi gözleniyor.

Oylat, özellikle Arap turistlerin gözdesi haline gelmiş durumda. Oylat’ın bir başka değeri olan Oylat Mağarası ise, Türkiye genelinde işletmeye açılan 17 mağara arasında büyüklük bakımından 3. sırada yer alıyor. Mağara, İnegöl’ün 17 kilometre güneydoğusunda bulunan Hilmiye köyünün bir kilometre güneyinde. Mağara içerisinde tavandan damlayan su damlacıkları, damlataş havuzlarında derinliği yer yer 3- 4 metreyi bulan gölcükler oluşturuyor. Birbirine bağlı kattan oluşan Oylat Mağarası’nın toplam uzunluğu 700 metre. Mağaraya 200 metre daha ilave edileceği belirtiliyor. Mağaranın genişliği 25 -55 metre arasında, yüksekliği ise 3-15 metre arasında değişiyor. Belediye tarafından, mağara içine yapılan yollar ve ışıklandırmanın yanı sıra, mağaranın her tarafından duyulan müzik yayını ile ziyaretçiler başka bir dünyada dolaşıyor.

Oylat’ın en önemli sorunlarının başında tesis ve sosyal donatı alanları geliyor. Bu eksiğin giderilmesi için çalıştıklarını söyleyen İnegöl Belediye Başkanı Alinur Aktaş, öncelikle Oylat’ın doğal güzelliklerine zarar vermeden, ağaç katliamı yapmadan mevcut tesislerin büyütülmesi ve eski Oylat’ın modern hale getirilmesi için gayret gösterdiklerini kaydetti.

Bölgede iki etaplık bir proje hazırladıklarını ve bunun ilk etabının tamamlandığını ifade eden Aktaş, Oylat’da kentsel dönüşüm yaptıklarını dile getirdi. Aktaş, birinci etapta yapılan çalışmaları şöyle anlattı:

“Eski otelleri yıkıp yenilerini yapıyoruz. 2 yeni otel yaptık. Aşiyan ve Yeni Çağlayan otellerini bitirdik. Bu otellerin yatak kapasitesi 450. Bunlarla birlikte yatak kapasitemiz bin’e çıktı. 3 özel tesisimizle birlikte Oylat’taki yatak kapasitesi bin 500 oldu. 350 araçlık 5 katlı otopark yaptık. Arıtma tesisleri yaptık. Oylat’taki bütün evsel atıklar arıtılıyor. Oylat Şelalesine 1.3 trilyonluk yatırımla hidroelektrik santrali yaptık. Oylat A.Ş kenti elektriğini kendisi üretiyor. Meydanda işçi lojmanlarını yıkıp çevre düzenlemesi yaptık. Bu yatırımlarımızın toplam maliyeti 14 milyon lirayı buldu.”

Projenin 2010 yılında hayata geçirilecek ikinci etabında ise Büyük Otel’i yıkıp çevre düzenlemesi yapacaklarını, cami, alışveriş merkezi, pazar yeri, açık yüzme havuzu gibi projeleri hayata geçireceklerini anlatan Aktaş, bunların maliyetinin de 15 milyon lirayı bulabileceğini sözlerine ekledi.

Kısa Bilgi :İstanbul’dan hafta sonları bölgeye gelen dalgıçların bir kısmı tekne ile Güneyli’den açılarak, Fındıklı köyü altında bulunan Kömür Limanı ve Minnoş Kayalıkları bölgesinde dalış yaparken, bazıları da ş…

İstanbul’dan hafta sonları bölgeye gelen dalgıçların bir kısmı tekne ile Güneyli’den açılarak, Fındıklı köyü altında bulunan Kömür Limanı ve Minnoş Kayalıkları bölgesinde dalış yaparken, bazıları da şişme botla kıyıdan tüpsüz dalış yapmayı tercih ediyor.

Kara yoluyla bölgeye ulaşımın oldukça zor olması nedeniyle, henüz insan elinin değmediği ve doğal güzelliklerinin bozulmadığı birbirinden güzel yüzlerce koyun bulunduğu Saros sahilleri, patika yolları, endemik bitki örtüsü ve yeşillikleri ile dalgıçların yanı sıra doğa fotoğrafçıları ve doğa yürüyüşü yapanların da uğrak yerlerinden.

Dünyanın kendi kendini temizleyen ender körfezlerinden birisi olarak bilinen ve çok sayıda su altı canlısını barındıran Saros Körfezi, özellikle yaz aylarında İstanbul ve dünyanın birçok bölgesinden gelen dalgıçları ağırlıyor.

Kısa Bilgi :Sabancı Vakfı’nın desteği ile sürdürülen Metropolis kazılarında M.Ö. 150 yılına ait bozulmamış bir mezar içinden genç kadın iskeleti etrafında, çok sayıdaki koku şişesi, ayna, bir çift küpe ortaya çık…

Sabancı Vakfı’nın desteği ile sürdürülen Metropolis kazılarında M.Ö. 150 yılına ait bozulmamış bir mezar içinden genç kadın iskeleti etrafında, çok sayıdaki koku şişesi, ayna, bir çift küpe ortaya çıkarıldı. İzmir Torbalı ilçesinde 20 yıldır devam eden Metropolis kazılarının bu yılki çalışmasında, kadınların süslenme merakının yüz yıllar öncesine dayandığına ilişkin bulgular elde edildi.

Çalışmalar neticesinde ortaya çıkarılan binlerce yıllık yeni buluntularla Metropolis, tarihe ışık tutmaya devam ediyor. Kazılara başlandığı günden bu yana ilk kez bozulmamış bir mezara ulaşan kazı ekibi, mezarda bulunan ve 25 yaşlarında genç bir kadına ait olduğu belirlenen iskelet buldu. İskeletin etrafında bulunan ve M.Ö. 150′li yıllara ait 30′dan fazla koku şişesi, takı, iskeletin baş ve ayak ucundaki bronz aynalar, kadınların yüzyıllar öncesinde de süslenmeye ne kadar önem verdiğini bir kez daha ortaya çıkardı. Metropolis’in tamamlanması zaman alacak…

Sabancı Vakfı desteğiyle sürdürülen kazılarda kent sınırlarının tam olarak tespit edilemediği için , Metropolis’in büyüklüğü konusunda bir tahmin yapılamıyor. Metropolis Kazıları Başkanı Yrd. Doç. Dr. Serdar Aybek kazıların sadece onda iki yada üçlük kısmında gerçekleştirildiğini, çalışmaların zaman alacağını ve daha çok yolu olduklarını söyledi. Aybek sözlerine şu şekilde devam etti:

“Sondajımız çok olumlu sonuçlandı ve Palesta dediğimiz yapı ortaya çıkmaya başladı. Burası 40×40 metre, kare planlı bir yapı. Dış tarafında 6 metre genişliğinde mozaik yürüyüş alanı var ve iç kısımlarda mermer döşemeler bulunuyor. Palesta denen yer genel olarak Roma döneminde, Roma hamamının devamında yer alan, sportif faaliyetlerin gerçekleştirildiği alan olarak kabul ediliyor. Biz bu genişlikte bir yapıya ulaşınca, burada yoğunlaştık. Metropolis’in ölçeğini değiştirecek bir alan kazandırdığımızı düşünüyoruz. Çünkü Metropolis’in daha küçük ölçekli bir taşra kenti olarak anıldığını biliyoruz. Metropolis, bu çalışmalarla, bu yapıyla birlikte umulandan çok daha büyük bir kent kimliğine kavuşacak”

METROPOLİS

Geçmişi tarih öncesi çağlara dayanan fakat planlı bir kent olarak günümüzden yaklaşık 2 bin 300 yıl önce kurulan Metropolis, varlığını Anadolu’daki ilk Türk Beyliklerine kadar sürdürdü. İzmir’in Torbalı ilçesinin Yeniköy ve Özbey köyleri arasında bir tepenin üzerinde yer alan Metropolis, ”Ana Tanrıça Kenti” anlamına geliyor. Temmuz 2009 tarihi itibariyle kazının ilk yıllarından itibaren kaydedilen küçük eser sayısı 9 bin 559′a ulaştı. Eserler Efes Müzesi’ne ve İzmir Arkeoloji Müzesi’ne teslim edildi.

Kısa Bilgi :Fatih Sultan Mehmet tarafından 1478′de yaptırılan ve Osmanlı Devleti’nin 380 yıl idare merkezi ve resmi ikametgahı olarak kullandığı Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki eserlerin muhafaza altına alındığı bazı…

Fatih Sultan Mehmet tarafından 1478′de yaptırılan ve Osmanlı Devleti’nin 380 yıl idare merkezi ve resmi ikametgahı olarak kullandığı Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki eserlerin muhafaza altına alındığı bazı depoların kapıları AA’ya açıldı.

Kısa Bilgi :Geyre Vakfı, Afrodisyas Kazıları yararına özel bir gece düzenliyor. Bir konser ile süslenecek gecede, Afrodisyas Kazıları yararına bağışçı olmak isteyenelerin isim hamiliği yapabileceği dört mermer rö…

Geyre Vakfı, Afrodisyas Kazıları yararına özel bir gece düzenliyor. Bir konser ile süslenecek gecede, Afrodisyas Kazıları yararına bağışçı olmak isteyenelerin isim hamiliği yapabileceği dört mermer rölyef tanıtılacak.

Geyre Vakfı, İstanbul 8 Aralık 2009- Geyre Vakfı, Afrodisias Antik Kenti ve Müzesi’nin yararına 12 Aralık Cumartesi akşamı özel bir etkinlik düzenleyecek.

Geyre Vakfı Başkanı Ömer Koç’un evsahipliğinde gerçekleştirilecek, İTÜ Maçka Kampüsü’ndeki Mustafa Kemal Amfisi’nde saat 19:00′da başlayacak etkinlik kapsamında, isim hamiliği yaparak bağışta bulunulabilecek dört adet Sebasteion rölyefi tanıtılacak. Gecede, Soprano Isabelle CALS’a piyanosuyla Antoine PALLOC’un eşlik edeceği “Reines” (Kraliçeler) repertuvarlı bir de konser verilecek.

Kadınlar ve kadın yöneticiler üzerine kurulan Afrodisyas kültürüne bir atıf olan konserden elde edilecek gelir de Afrodisyas kazılarına bağışlanacak.

Sebasteion rölyefleri, adını güzellik tanrıçası Afrodit’ten alan ve Anadolu toprakları üzerindeki en eski medeniyet arasında yer alan Afrodisias Antik Kenti’nde bulunan Sevgi Gönül Salonu’nda sergileniyor.

Dokusuna zarar verilmeden ve son derece duyarlı bir yaklaşımla Geyre Vakfı tarafından yaptırılan Sevgi Gönül Salonu’nda teşhir edilen rölyeflerin replikaları, orjinal eserlerin nasıl yerleştirildiğine dair gerçek veriler sunuyor.

Geyre Vakfı bu yıl, 33 yıl önce İzmir Müzesi’ne yollanan ”Portico Frizleri”nin Afrodisias’a geri döndürerek tarihe önemli bir katkıda bulunmuştu.

RÖLYEFLERİN HİKAYELERİ

Agon

Sahne, atletik bir yarışmanın (agon) sembolik ifadesidir. Üzerinde sakallı baş olan sütun, gymnasium (spor) tanrısı Hermes’i temsil eder. Hermes’in yanında, bir zafer palmiyesi ve bir masa durmaktadır. Masanın üzerinde yarışmanın ödülü ve zafer kurdelesi vardır. İki adet kanatlı bebek Eros, bugün tahrip olmuş bir palmiye dalı için çekişmektedir. Eroslar, arkada duran genç figürün kişileştirdiği müsabaka fikrinin dışavurumudurlar. Elinde zafer palmiyesi tutan genç figür ise Agon’un kendisidir.

Augustus ve Victoria(Zafer)

Çıplak olarak betimlenen imparator Augustus, kanatlı bir Victoria (Nike) figürü ile
yanyanadır.İmparator, elinde bugün tahrip olmuş bir mızrak tutmaktadır. İmparatorun ayaklarının altında ise Zeus’a ait kartal durmaktadır.Victoria figürü, üstüne düşman silahları ve kıyafetlerinin (miğfer, zırh, dizlik ve kalkan) takılıolduğu bir zafer direğini (trophe) taçlandırmaktadır.Direğin altında, çıplak ve elleri arkadan bağlı olarak betimlenen barbar halklardan bir esir,adeta kabartmanın tabanına gömülü olarak durmaktadır.

İmparatorların zaferleri

İmparatorların Zaferleri (Neike Sebaston) yazıtlı kaide, kabartmanın konusunu ortaya koymakta ve bitişik kabartmalarda yer alan Britanya ile Ermenistan’ın fethine atıfta bulunmaktadır. Yarı çıplak Victoria (Zafer) figürü çapraz biçimde uçmakta ve omzunda büyük bir zafer direği (trophe) taşımaktadır. Bugün tahrip olmuş kanatlı bir Eros, bu simgesel direğin sağ ucundan tutmaktadır. Victoria, imparatorluğu simgeleyen temel figürlerden biridir.

İmparator ve Roma halkı

Çıplak olarak betimlenen imparator, Roma halkını kişileştiren ve toga, yani Romavatandaşlarının sivil kıyafetini giymiş biri tarafından taçlandırılmaktadır.İmparatora sunulan taç, meşe dalından yapılan corona civica veya vatandaşlık tacıdır ve vatandaşların hayatını kurtaranlara verilmektedir. İmparator, simgesel bir zafer direği (trophe) dikmekte, altta ise acı içinde barbar bir esir kadın diz çökmektedir.

AFRODİSİAS ANTİK KENTİ’NİN ÖNEMİ

Aydın İli’ne bağlı Karacasu ilçesinde yer alır. Adını aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’den alan Afrodisias özellikle Roma çağında Aphrodithe tapınımı ile ünlenmiş antik bir kent olup, günümüzde de çok iyi korunmuş anıt yapıları ile Türkiye’nin en önemli arkeolojik yerlerinden biri.

Sonraki devirlerde üzerine tiyatro yapılan höyük, M.Ö. 5000′lere kadar giden Prehistorik bir yerleşmedir. M.Ö. 6. yüzyılda Afrodisias küçük bir köydür. İlk Afrodite tapınağı da bu devirde yapılmış. Bu görünüm M.Ö. 2. yüzyılda ızgara planlı kentin kuruluşu ile değişmiş. Bu devirde kentte, yaklaşık bir kilometrelik bir alana yayılmış 15000 civarında insan yaşamaktaydı.

M.Ö. 1. yüzyılda Roma İmparatoru Augustus Aphrodisias şehrini kişisel koruması altına aldı. Bugün ayakta kalan anıtlar ondan sonraki iki yüzyıl içinde yapıldı.

Tiyatro ve tapınak arasında etrafı sütunlarla çevrili iki meydan planlandı (Tiberius Portikosu ve Agora). Antik dünyanın en iyi korunmuş stadyumu ise kentin kuzey ucunda yer alıyordu. M.S. 3. yüzyılın sonlarında Afrodisias Roma İmparatorluğunun Karia Eyaletinin başkenti oldu. M.S. 4 yüzyılın ortalarında da kentin etrafı surla çevrildi. M.S. 6. yüzyıldan itibaren bayındır halini ve önemini kaybetmeye başladı.

Afrodit Tapınağı kiliseye dönüştürüldü. Küçük bir kasabaya dönen kent 12. yüzyılda tamamen terk edildi. Bu kent antikçağın önde gelen mimarlık, sanat, heykeltıraşlık ve tapınma merkezlerindendir. Bizanslı yazar Stephanos, kentin kuruluşunu M.Ö. 13. yüzyıla kadar dayandırmaktadır.

Karacasu ilçesinin 12 km. güneydoğusunda bir Karia kenti olarak kurulan Afrodisias, altın çağını Roma döneminde yakalamıştır. Bu dönemde olağanüstü güzellikte mermer heykeller ve yapılar inşa edilmiş ve Afrodisias stili olarak bilinen bir sanat ekolü de gelişmiştir. Yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda kentte mimarlık ve heykeltıraşlığın yanı sıra tıp ve astronomi alanlarında da çalışmalar yapıldığı belirlenmiştir. Kentte görülebilecek başlıca yapı kalıntıları, M.S. 2. yüzyılda İmparator Hadrianus zamanında yapılan hamam, büyük havuzlu agora, M.Ö. 1. yüzyılda Tanrıça Afrodit için yapılan tapınak, stadyum, tiyatro, tiyatro hamamı, odeon, piskopos sarayı, felsefe okuludur.

Bölge Bronz Çağı içinde önemli bir yerleşim alanıdır. Afrodisias Ören yeri içinde bulunan ve Arkeolojik araştırmalar yapılan Akropol ve Pekmez Tepe höyükleri, Bronz Çağının bütün tabakalarını kapsayan önemli buluntular vermişlerdir. İç Anadolu Bronz Çağı uygarlıkları ürünleriyle bir arada çıkan bu buluntular, bölgede gelişmiş ticaret ve kültür alışverişi olduğunu belgelemektedir.

Ayrıca, Güzelbeyli Köyü sınırları içinde bir erken Bronz Çağı Nekropolü de tespit edilmiştir. Afrodisias kazılarında, Akropol Tepe Höyüğü ve Afrodit Tapınağı çevresinde Demir Çağı, Lidya tipi seramik veren tabakalar, Arkaik ve Klasik Dönem yerleşimi tespit edilmiştir. M.Ö. birinci bin yıl içinde bölgenin en önemli Antik Kenti olan Afrodisias’ta Ön Asya kökenli Tanrıça İştar, Asterte, Anadolu kökenli Tanrıça Kybele ve Grek kökenli Tanrıça Afrodit kültlerinin birleşmesinden oluşan doğa ve bereket tanrıçası nitelikli ‘Afrodisias Afrodit’i kültü gelişmeye başlamış ve Afrodit Tapınağı kurularak şehir bir kült (inanç) merkezi haline gelmiştir. Geç Helenistik Dönemde bölgede iki antik şehir gelişmeye başlamıştır. Afrodisias ve Plarasa Antik Kentleri Roma Döneminde, özellikle Julius Claudius ailesinden gelen imparatorlar döneminde hızla gelişmişlerdir.

Roma tarafından ayrıcalık ve özerklik tanınmış ve iki şehir ortak sikke basmışlardır. Afrodisias, yakın çevresinde bulunan mermer ocaklarının kullanımı ile önemli bir plastik sanatlar merkezi haline gelmiştir. Öyle ki, kent sanatçıları kendilerine özgü “Manierist Stil” denilen yontu ekolünü yaratmışlardır. Bölge M.S. 4. yüzyıla kadar gelişmeye devam etmiş ve önemini korumuştur. Bizans Dönemi’nde Afrodisias Karia Bölgesi Baş Piskoposluğu haline getirilmiştir. M.S. 6–11. yüzyıllarda bölge siyasi, dini ve ekonomik sıkıntılarla Vizigot ve Arap akınları yüzünden önemini yitirmiştir. Bizans kaynaklarına göre 11–13. yüzyıllar arasında bölgeyi dört kez Selçuklular ellerine geçirmişler ve Karacasu toprakları Türkmen boylarınca iskân edilmiştir. Böylece bir süre Menteşe Beyliği, daha sonra da Aydın Oğulları egemen olmuşlardır. 1413 tarihinde II. Murat Karacasu topraklarını Osmanlı İmparatorluğuna katmıştır. 1867 tarihinden itibaren de Karacasu İlçesi olarak Aydın’a bağlanmıştır.

Cep Programları - Klip İzle - Duyurgaç Blog - İlan Sitesi - Staj